>İki haftadır benim de yerim yurdum belli artık. Beynelmilel Cevizli Biber Ayşe ile Sibel. Kafiyeli olsun diye çok uğraştık. Bir de güzel menü düzenlemiştik. Henüz bastıramadık. Hem neler var neler yenecek. Memleketimden bilindik tatlar en nadide pişirme teknikleriyle harmanlanıp tabaklara kondu. İtalya ve Fransa mutfağından doğrudan gelenler, memlekete uyarlananlar, Hint, Uzak Doğu gibi başka ülkelerin çeşnileriyle farklı kılınanlar. Yani her şey bizim damak zevkimiz doğrultusunda değiştirildi. Hala da menüyü oturtmaya devam ediyoruz.

Yerimiz ufacık. İkişer kişilik dört masamız var. Üç tanesi zorlanırsa üç kişilik de olabilir. Bir de yuvarlak mı desem, oval mi desem daha geniş kitleleri, taş çatlasa 10 kişi, kabul edebilecek bir oturma düzenimiz var. Geçen pazar günü rekor kırarak 17 kişilik italyan bir grubu ağırladık. Bağıra çağıra geldiler, oturdular. Her gelen tabağı alkışladılar. Bağrış çağrış ve alkışlarla gittiler.

Arkadaşım daha önceden restorasyon konusunda deneyimli. Gerek İtalya’da, gerekse burada eğitimini almış, çalışmış. Bense ev mutfağından ileri gitmeye bir türlü cesaret edememiş, son zamanlarda yazar olmaya kafayı takmış bir tembellerin tembeli. Mükemmel ikili. Yapmak istediğimiz şeyse gelenlerin ev ortamı kadar rahat edebilecekleri, daha çok lokal gibi de kullanılacak bir mekan.

Kablosuz internet bağlantımız var. Ki ben de hemen masalardan birine yerleşerek büro haline getirdim. Boş zamanlarımda, şu an pek olmuyor ama iyi bir Feng Shui organizasyonundan sonra ileride olacağını umuyorum, buradan direkt yayın yapmayı planlıyorum.

Sonra benim pek ilgilenmediğim günlük gazeteler ve aylık dergiler mevcut. Neler var. Şimdilik Hürriyet, Sabah ve Radikal. Vogue, Elele, Marie Claire, OK, vs… Ve kendi okuduğum dergilerim. Bir kısmını zaten blog’da paylaşmıştım. Zamanımın büyük bir kısmını burada geçirdiğime göre, dergilerim ve kitaplarım da burada, misafirlerin hizmetinde. Yani; Varlık ve Kitaplık dergisi. Altyazı. Yeni Yazı. Notos. Kitaplara gelince bu aykiler Yekta Kopan’ın yeni kitabı Bir de Baktım Yoksun, Ayfer Tunç’tan Ömür Diyorlar Buna ve Murat Gülsoy’un yeni kitabı Karanlığın Aynasında. Beş gündür kayıptı, en sonunda buldum ve Binbir Gece Mektupları. Yine aynı yazardan. Bu arada dün YKY’dan bir türlü okuyamadığım Binbir Gece Masallarının Birinci cildini aldım. Her ay bir cilt alsam 8 ayda seriyi tamamlarım.

Dün akşam tam kapatacaktık. Bir grup genç geldi oturdu. Şen şakrak. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Tiyatro Öğrencileriymiş. Hatta bu akşam Sarıyer Kültür Merkezi’nde yarın akşam Haldun Dormen Tiyatrosu’nda oyunları var. Bizi de çağırdılar. Grup üyelerinden Özgür Yetkinoğlu’nun yazıp yönettiği Ölmeden Hayaller ile Vasıf Öngören’in Asiye Nasıl Kurtulur’unu Barış Pirhasan’ın senaryosuyla sahneliyorlar. Biletler 5 lira tam ve 3 lira öğrenci. Oyun programı ve detaylı bilgi için facebook bağlantıları işte burada.

Asıl söylemek istediğim oturur oturmaz kitaplara baktılar ve Binbir Gece Masalları’nın içinde bir sürü beyaz sayfa olduğunu farkettiler. Bugün hemen gidip değiştireceğim. Çok sevindim. Çünkü fiş atma gibi bir adetim olduğundan o kitap elimde patlayacaktı.

Anlaşılan, Cihangir’i mekan tuttuk. İnsanın kendine ait bir ofisi, iş yeri olması çok güzel bir duyguymuş. Mahalle sakinlerinden de çok yakında bahsedeceğim. Şimdi biraz çeviri yapmam gerekiyor. Ay, ay, ay…

Reklamlar