> Burçlar üzerine ihtisasım yoktur ama kendi burcumu iyi bilirim. Bir de en yakınımdakilerin burcunu. Mesela Akrep, mesela Koç. Çocukluğumdan beri beraber olduğum burçlar. Koç anne ve Akrep babadan olma, Koç kocası ve Akrep kızı olan zavallı bir Terazi’yim ben. Zavallı dediysem inanılmasını beklediğimden değil. Bir terazi asla zavallı olmaz. Her türlü durumda kendini kurtarmasını, etrafına toplumsal bir kabuk oluşturarak özünü korumasını bilir. Ama başka sorunları vardır. İstikrar nedir bilmez, bir türlü de öğrenemez. İstikrarlı insanlara karşı yoğun bir hayranlık duymasına rağmen kendinde asla bu çabayı göstermez, gösteremez. Kılını bile kıpırdatmaz. Neden derseniz en derinlerinde bir yerlerde istikrarın aslında doğa karşıtı olduğunu hisseder.

Durum roman yazmaya gelince iş biraz karıştı. Roman yazmak istikrar işi. Her sabah kalkacaksın, bir evvelki yazdıklarını okuyacaksın, kendini kahramanla özdeşleştireceksin. Yan kahramanlara uyum sağlayacaksın. Kısacası manzaraya adapte olacaksın. Sonra da her sabah belirli bir kaç sayfa yazacaksın. Küçük ve emin adımlarla ve büyük sabırla her gün bir arpa boyu ilerleyeceksin.

Benimse şöyle harika bir avantajım var. Her sabah farklı bir kişilikle kalkıyorum. Bütün gün boyunca o kişi oluyorum. Nadiren de olsa gün ortasında kişilik değiştirdiğime rastlanır. Böyle bir durumda birinci tekil sahısın ağzından bir şeyler anlatmaya başlamak kolay bir şey. Hele bir de gece güzel rüyalar görmüşsem, işte o zaman yazılar kendiliğinden akıyor. Çarpuk çurpuk da olsa bir öykü oluşturuyor. Ancak yazıya oturduğumda ne kadar yazarsam yanıma kar kalır. Eğer yarım bırakır ve ARKASI YARIN dersem ve ertesi gün gelince yine aynı kişilikte kalkma ihtimali hiç yoka yakın zayıflıkta olduğundan klavyenin başına geçtiğimde ya yazdığım karakter değişime uğrar ya da yazılan şey yarım bırakılarak başka bir öyküye başlanır.

Geçenlerde bir öykü yazıyordum. Kadın olarak başladım, erkek olarak bitirdim. Hem bu sefer bu değişiklik yazının ortasında baş gösterdi. Neyseki çok fazla ilerlememiştim, öykünün başını sonunu ayarlayabildim. Peki ya roman olsaydı da ben yüzüncü sayfada falan olsaydım, o zaman ne olacaktı?

Bugünlerde kafamı kurcalayan sorun işte bu. Şimdi merak ediyorum. Acaba Terazi burcundan tutarlı bir roman yazabilen yazar çıkmış mı? Yoksa sadece öykücüler mi var? Benim durumum ne olacak?

Reklamlar