>

Bandırma’dan gelirken ayçiçek tarlalarının içine düştük. Bir zamanlar Türkiye yollarında çiçek kopartıp çekirdek çıtlama modası vardı. Bir otobüs dolusu yolcusun ve sağlı sollu ayçiçek tarlalarının arasından geçiyorsun. Hemen şöföre el edilir. Araba durdurulur. İçerden en babacan ve afacan tipli bir iki erkek yolcu iner ve bir kaç tane en büyüklerinden ayçiçeği koparır, o zamanın ayçiçekleri şimdi bu fotograftakiler gibi minicik değil neredeyse bir ordövr tabağı büyüklüğünde olurdu, gerekirse ikiye böler ve otobüsteki biz çocuklara üleştirirdi. Tabii bunu yapmaktaki amacın tek başına çocuk sevgisi olduğu sanılmasın. Biz gerçi çok mutlu olur, sevgiden ve ayçiçeklerinden nasibimizi alırdık ama asıl önemli olan bir müddet boyunca elimizin ve ağzımızın meşgul olması ve dolayısıyla otobüsün içerisinde kısa bir süre için bile olsa huzurun baş göstermesiydi. Gerçi o zamanlar bu huzur dolu yolculuk süreleri bir takım yeşil mercimek, nohut gibisinden ayıklanarak yenen yeşil demetlerle de sürdürülürdü. Bilmem hala yol kenarında o nohut mudur, mercimek midir her neyse o yeşil demetlerden satan küçük çocuklar var mıdır? Ve halen o demetleri satın alarak yiyenler bulunur mu?

İkinci merak ettiğim şeyse Anadolu’da gazete toplayan çocuklar hala var mıdır? Ara sıra İstanbul’dan Ankara’ya yataklı trenle gidişlerimizde gece yarısı belirli istasyonlarda dururduk. Kapkaranlıkta nereden fırladıklarını anlayamadığım bir grup küçük çocuk kompartman pencerelerinin altında durur ve gazete dilenirdi. Akabinde pencereler birer birer açılır ve o zamana kadar çoktan okunmuş ve işi bitmiş gazeteler yine birer birer aşağıya atılırdı. Uzun zaman o çocukların, o gazeteleri okuduğunu sanmış ve onlara karşı büyük bir saygı duymuştum. İstanbul’dan gelen gazeteleri okuyabilmek için gece yarılarına kadar uyanık kalıp treni beklemeleri benim gözümde onlara bir çeşit büyüklük bahşediyordu. Çok sonraları o gazetelerin satılmak üzere toplandığını öğrendiğimde duygu durumumda pek bir değişiklik olmadı ama hüzünlenmiştim. Bu gazete toplayan çocuklardan kadıköy vapur çıkışlarında da olurdu. Yalnız o çocukların inenlerden topladıkları gazeteleri düzeltip, katlayıp omuzlarına astıkları büyük gazeteliğin içine koyarak yeniden sattıklarını bilirdim.

Reklamlar