>

İlk cümle stresine düşüp bir kaç kere yazıp sildikten sonra bir sohbetin ortasındaymışım gibi başlamayı tercih ettim. Sorun burada hangi sohbet? Her ne kadar bu günlükler herkese açıksa da benim için kendi kendime yaptığım bir sohbetten farksızlar. Kendi kendine konuşanlara ne derler? Malum. Kendi kendine hem konuşup, hem yazanlara ne derler? Yazar tabir edildikleri duyumu geldi kulağıma garipsedim bir an. Kendi kendine konuşanlara deli denirken, kendi kendine yazanlara neden yazar denir?

Yaz tüm hızıyla devam ediyor. Tüm yaptığım okumak ve araba kullanmak. Ara sıra denize giriyorum. Bisiklete biniyorum. Bir de Bodrum’a gidip geliyorum. Bodrum küçük İstanbul olmuş. Dolayısıyla İstanbul’dan sonra yaşayabileceğim yer olarak orasını tayin ettim. Bu karara varmamda en büyük etken İstiklal Kitabevi’nin Bodrum’daki varlığı.

Bitez koyunun sağ tarafında ve oradan daha da sağa doğru ilerledikçe (denize yüzümü döndüğümde sağa doğru) varılan Aktur koyuna bayıldım. Hem kalabalık hem herkes kendi halinde. Sarnıç’ın yaprak dolması bir harika. Hani eskiler derdi ya, dolmaya dolma denmez bir kaşığın içine üç tane sığmadıkça… Sarnıç’ın dolmaları da aynen öyle işte. Bir kaşığa 3 adet ne sayı, zorlasan 4-5 tane bile sığar. Ayrıca lezzeti de mükemmel. Bir de deniz kenarında pide, tost, gözleme, vs cinsinden abur cubur şeyler yemeğe alışkın benim için sarnıç bir devrim yarattı. Dolmadan başka bezelyeli kereviz, taze fasulye, bamya, sebze cinsinden ne istersen var.

Yine geliyorum Bodrum İstiklal Kitabevi’ne. her şehirden en az bir kitap alma prensibinde ilerliyorum. Kazanımlar: Ballard’ın Kokain Geceleri – Ayrıntı Yayınları, Palahniuk’un Dövüş Kulübü – Ayrıntı yayınları, Mitoloji – NTV Yayınları, ne kazanım ne kayıp olan – Dizüstü yayınlarından Sami Hazinses Piç Güveysinden Hallice. Bir de dün İzmir havalimanındaki D&R’dan aldığım Paul Auster’in son kitabı Görünmeyen var. Sabah başladım. Aklım kitapta. Dolayısıyla şimdi ben deniz kenarına iniyorum. Akşama belki görüşürüz.

Kuşadası Bodrum farkına gelince, buranın plajında kum, sigara izmariti ve çekirdek kabukları var, Bodrum’unkindeyse sadece kum var. Ne BANAL!

Reklamlar