>

Dün akşamüstü dükkandan çıkıp evime dönerken sırtında köpeğini taşıyan genç adamı gördüm. Bu nasıl güzel bir tabloydu böyle? İçimden takip etmek geldi. Başka hiç bir şey düşünemedim. Ayaklarım kendiliğinden gidiyordu. Yüzümde büyük bir gülümseme, büyülenmiş gibiydim, onlar ilerledi ben de arkalarından.

Oğuz Atay’ın Korkuyu Beklerken isimli öykü kitabının ilk öyküsü Beyaz Mantolu Adam’dır.  Bir gün bir dilenci, beyaz bir kadın mantosu giyer ve sokaklarda yürür. Aslında başı boş dolaşmak değildir yaptığı, belirli bir hedefi vardır ona doğru ilerler. Bir ara yerdeki su birikintisine gözü iliştiğinde, yüzeye yansıyan görüntüden arkasında onu takip eden büyük bir insan kalabalığı olduğunu görerek şaşırır. İşte ben de dün Oğuz Atay’ın öyküsündeki takipçi kalabalıktan biri gibiydim.

Neydi beni bu takibe zorlayan? Zorlamak fiilini lafın gelişi kullanmıyorum. Hem manzaranın güzelliğine irademin dışında kapılmış gibiydim. Hem de kelimenin tam manasıyla zorlu bir takip söz konusuydu. Bir kere çok hızlı gidiyorlardı. Öyle ki, Taksim meydanında o kalabalığın içinde zaman akmayı durdurmuş, bir tek adam ve köpeği aralardan sıyrılıp geçerek belirli bir hedefe doğru yol alıyorlar hissine kapıldım. Kesinlikle peşlerinden gitmeliydim. Ölüm kalımdan çok bir mutluluk sorunuydu bu sanki. Dünya üzerindeki tüm mutluluk gözümün önünden kayıp geçiyordu, yakalamazsam bir daha aynı fırsat karşıma çıkmayabilirdi. Bir kaç dakika arkalarından sürüklendikten ve adamla köpeğini yakalayamayacağımı anladıktan, ayrıca bu zaman sürecinde bendeki köşeli jeton düşer çünkü yakalasam ne olacaktı ki, bu durum da hayallerden sıyrılıp gerçek dünyaya ayak bastığıma delalet ediyordu, fotoğraf makinemi çıkartıp en azından bu anı görüntüleyerek dondurmak ve umutsuzluğa kapıldığım anlarda açıp bakmak üzere bir yerlere kaydetmek istedim.

İşte yakalabildiğim o güzel an. Kesinlikle verilmiş bir poz değil. Ben koşuyorum, onlar yanda hızla yürüyor, bir anda farkıma varıp bir saniyenin belki de onda biri kadar bir zaman içerisinde kafalarını çevirip bana bakıyorlar. O anda deklanşöre basıyorum.

Reklamlar