>

Bir kaç seneden beri Noel Baba’ya mektup yazmayı düşlüyorum. Bu hayalin kafamda belirmeye başladığı an içimden garip bir ses de şunu tekrarlayıp duruyor: Bak Noel Baba’dan ne dilersen olacak. Yalnız bu senin ilk ve son şansın bunu iyi kullan. Sadece tek bir mektup yazma hakkın var. Peki, bu mektupta kaç dilek dileyebilirim? Onun sayısını sen seçeceksin. Hepsini yerine getirecek mi? Hiç bir şey garanti değil, biliyorsun yaşlandı artık. Ancak bugüne kadar hiç mektup yazmadığın için tüm mektuplar arasında öncelikle seninkini okuyacak. Yalnız bir konu daha var hatırlayıp yerine getirebilmesi için mektup ne çok uzun olmalı ne de çok kısa, isteklerin ne çok az ne çok fazla… Dolayısıyla her şey sana bağlı. Doğru zamanda doğru yerde olmak gibi bir şey bu. Düşün taşın ve mektubunu ona göre yaz. Unutma tek bir mektup. Başka yok.

Her şeyin bana ve isteklerime bağlı olduğunu bilmenin, tüm sorumluluğu üstlenmenin korkutucu yanı ağır bastığından bu mektup işini seneden seneye erteleyip durdum. Ne istesem? Nasıl istesem? Kaç şey istesem? İsteklerim gerçekten önemli mi? Dahası en önemli isteğim nedir?

Stephen King’den On Writing’i okurken romanlarını yazmadan önce bir kaç sayfalık bir öykü yazdığını sonra birinci taslak, ikinci taslak ve dil bilgisi imla kuralları için de neredeyse bir üçüncü taslak olabilecek nitelikte bir çalışma yaptığını okudum. Aklıma Noel Baba mektubu için de taslak yapma fikri geldi.

Mektup taslağına geçmeden önce içimde konuşan bir başka sesin daha varlığını söylemek zorundayım. İster adına Bayan Tereddüt deyin, ister Bayan Korku, Bayan Batıl İnanç, her kim ise hiç durmadan bana bir takım masalları hatırlatıp duruyor. Hani oduncunun 3 oğlu varmış. Ölünce mirası paylaşmışlar, büyük oğlan tarlayı, ortanca evi almış, en küçüğüne de balta düşmüş. Masalın sonunda baltayı sahiplenen küçük oğlan dışında diğerleri telef olup gitmişler. Ya da sihirli lambanın cini gelmiş evin üç kızından en büyüğü bol altın istemiş, ortancası büyük bir saray ve hizmetkarlar buyurmuş, en küçük ailemin sağlığı demiş. Bilin bakalım hangisi muradına ermiş, mutluluğa kavuşmuş?

Derinlerden yükselen tüm bu seslere ve korkulara rağmen Noel Baba’ya sevdiklerimin sağlığı ve mutluluğuna duacıyım, en büyük arzum dünya barışı, vs şeklinde yazarsam yalakalık yapacakmışım geliyor. Ne yapayım elimde değil. Kendimden başka kimseleri sevip önemsemediğimden değil. Bu mektubun Noel Baba’yla aramda daha kişisel bir bağ oluşturması gerektiğine inandığımdan. Bir de son zamanlarda şunu fark ettim: ne kadar keyifli, neşeli ve sağlıklı olursam etrafımdakilere de bulaştırıyorum. Yani önce ben ve isteklerim. Ne de güzel bahane…

Şimdi geldim en keyifli kısmına. Nedir bu dilekler?

1- Prokrastinasyon illetinden kurtulmak. Yapılacak ne varsa bundan böyle erteleme yapmadan yapıp bitirmek.

2- Başladığım romanı bitirmek ve öykülerimi elden geçirerek kitap halinde toplamak.

3- Her ay ya da iki ayda bir yurt içi-yurt dışı seyahat etmek.

4- Yazıp çizmek ve ayrıca okumak ve/veya fotoğraf çekmekle ilgili profesyonel bir iş edinmek.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Listeleme yapınca sanki üstümden büyük bir yük kalktı. Oh-be! Hepi topu dört tanecikmiş? Sürüsüne bereket zannediyordum. Bir kaç gün daha düşünüp mektubu bağlayayım. Belki de bu sene gönderirim.

Reklamlar