>

Dün en nihayetinde Inception filmini seyrettim. İnsanların topluca yatarak rüya gördükleri bir sahne var. Ziyaretçiler uyuyanların başında bekleyen yaşlı adama soruyorlar: Nasıl yani, tüm bu insanlar buraya uyumaya mı geliyor? Hayır diyor yaşlı adam, uyanmaya geliyorlar. Ben de…
Geçen haftalarda canlı para adında bir yarışma programı izledim. Katılanlardan biri basit bir soruyu bilemeyince çok üzüldü. Sonra da çok heyecanlandım aklım başımdan gitti anlamında “blank” oldum yani dedi. Nedense bu tabiri çok sevdim. Hani biran Avrupa Yakası seyrediyorum zannettim. Her neyse, işte ben de bu aralar “blank” olmuş durumdayım. Blank nedir diyecek olanlar için “boş sayfa” tabiri önerilir. 
Gecenin geç vakti oldu. Çoktan uykum geldi. Kitabım beni bekliyor. Bu aralar Matt Ridley’in Gen Çeviktir’ini okuyorum. Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’nden. Yazarı çok sevdim. Diğer kitaplarını da aldım. Sırasıyla okuyup genlerim hakkında bilgi sahibi olacağım. Sonra da antik çağdakilerin her türlü şey için tanrıları sorumlu tuttuğu gibi ben de bundan böyle ne yazarsam, ne söylersem, ne yaparsam genlerim sorumludur şeklinde bir rahatlama planlıyorum. Zaten şunu diyor Ridley, sorumlu olan gen değilse çevresel etkenlerdir.Yani birey olarak yapabileceğim hiç bir şey yok. Her şey genler ve çevre tarafından belirlenmiş.Onların elinde basit birer kuklayım. Buradaki ironi hem çevrenin ta kendisi hem de kuklası olmak. 
Ya Hep Ya Hiç döngüsünü kırmak üzere yazmaya karar verdim ama daha fazla dayanamayacağım, sanırım. Sonra umarım yarın sabah daha sağ tarafımdan kalkar günlüğe daha iç açıcı şeyler yazarım. 
Hava çok sıcak.
Dışarıda kar yağmıyor.
Küçücük bir çocuk.
Düş görmüyor.

Reklamlar