Neden işe gidilir?

İşte size başlıca 10 sebep:

1. Koca, sevgili, metres bulmak için.

2. Yeni alınan ayakkabıları göstermek için.

3. Anne, baba, babane, anane, dayı, amca, koca, karı, çoluk, çocuk, kardeş, abla, ağabey, vs… baskılarından ve/veya dırdırlarından kurtulmak için.

4. İş icabı bahaneleriyle, restoran, bar, otel, sinema, tiyatro, seyahat, vs.. gibi bilumum yaşamın tadı eğlencelerine gönül rahatlığıyla motivasyon uğruna katılmak için.

5. Kurs, eğitim, seminer, vs gibi kişisel gelişim bahaneleriyle koca, sevgili, metres arayışında radar alanını genişletmek için.

6. Prezantabl olma zorunluluğu ve iş stresini atabilmek bahanesiyle her hafta sonunu alış veriş merkezi ve/veya kuaför, spa gibi yerlerde geçirmek için.

7. Daha geniş çaplı dedikodu yapabilmek için.

8. Yaşamın stresini ve sıkıntısını atmak, monotonluktan kurtulmak için.

9. Günlük yiyecek, içecek, yol, su, elektrik ve sağlık masraflarını kısmak ve/veya kurtulmak için.

10. Fazla mesai, yıl sonu kapanışı, ay kapanışı, hafta kapanışı gibi bahanelerle bazı geceleri ve/veya hafta sonlarını dışarıda geçirebilmek için.

11. Yorgunluk bahanesiyle her türlü ev işinden kurtulmak için.

Bir de üzerine para veriyorlar, neden olmasın?

Yazıya başlarken 10 başlıca sebep dedim ama bir çırpıda 11 tanesini döküverdim. Listeyi daha fazla uzatmamak adına burada duruyorum. Yoksa daha çok neden var.

Asıl belirtmek istediğim, home office çalışanların ki bu ben oluyorum ızdırabını gözler önüne sermek. Yukarıda saydığım avantajların hiç birisinden yararlanmak mümkün değil.

Bir kaç senedir evde o kadar boğuldum ki bilindiği gibi eylül ayında ofisi dışarılara taşıdım. Önce kütüphane dedim. Bir iki gittim geldim olmadı. Sonra Cafe Nero dedim. Dün aniden orasının da olmayacağına karar vererek sevgili evime geri döndüm.

Şu an koltuğa yan yatmış ayaklarımı koluna uzatmış, önümde salonda yemek tepsisi, üzerinde net book’um yanımdaki orta masasında kahve fincanım, fonda müziğim, gerçi henüz açmadım ama birazdan yapacağım, yazıyorum. Bundan alası var mı?

Çok sıkıldığım zamanlar içinse, Kiki’den eski sırt çantasını ödünç aldım, dolduracağım içine alet edevatımı kendimi dışarı atacağım. Bir daha ofis muhabbeti yok. Düzen bana göre değil. Yukarıdaki avantajları atınca geriye bir tek düzen kalıyor da…

Home Sweet Home.

Not: Kedilerim ve hamsterlarım da cabası.

Reklamlar