Ayıptır söylemesi bu aralar hayat toz pembe.

İki üç sene kadar önce Marks and Spencer’dan bir güneş gözlüğü aldım. Öylesine basit, ucuz ama modern ama UV korumalı. Pahalı, markalı gözlüklere içim gitmesine rağmen bir türlü alamam. Nedeni çok bilindik bir şey. Peynir ekmek gibi tükettiğimden.

Lise yıllarından beri gözlük takarım. Numaralısını da numarasızını da. Kaybettiklerimin haddi hesabı yoktur. Hele bir tanesinin macerası öykü olmuştur. Olur da öykülerimi toparlayıp yayınlatabilirsem fıkra niteliğinde, benden söylemesi. Gözlük masrafım karun kızı bile olsam tüm ailenin belini bükecek cinsten. Teknoloji lensi icat etmeseydi halim haraptı. Bir de şu güneş lenslerini bulsalar. Gerçi güneş gözlüğünü havası için de takıyorum ben. Bir de daimi lens kullanıcısı olunca gözlükler güneş olmasa bile rüzgarda gözlerimin içine toz, çer, çöp, vs girmesini engelliyor.

Az kaldı unutuyordum güneş gözlüklerinin bir önemli işlevi daha var benim için; o da nereye baktığım belli olmadan, arkalarına saklanıp rahatça el-alemi dikizleyebilmek. Nedense başkalarının hayatlarını çok merak ediyorum. Zaten sırf o yüzden kitap okur, film seyrederim. Edebiyat sanat meraklısıyım sanılmasın.

Marks and Spencer’da gezerken, ki en sevdiğim şubesi bizim buralardaki Şaşkınbakkal mağazasıdır, aniden gözüm bu gözlüklere takıldı. Gözlerime takmamla birlikte çıkarasım gelmedi. Nasıl sihirli bir aksesuarsa yapışıp kaldı gözüme. Aslında ilginç tabii, çünkü ilk defa açık renk camlı ve dışarıdan bakıldığında gözlerimi gösteren tiptendiler. Fakat o an basiretim mi bağlandı ya da gerçekten sihirli miydiler bilmiyorum doğru kasaya koştum ve aldım. Hatta kız kardeşimle birlikteydik bir çift de o aldı kendisine, ki genelde hiç gözlük takmaz.

Gel zaman git zaman ben bu gözlükleri kullandım. Nasıl gözümün içi bakıyorum. Akşamları kılıfına koyup çantama yerleştiriyorum vs.. Hayır, genelde kanepeye atarım, ilk oturanın altında kalır, kırılır, yamulur, çöpü boylar, vs… Öyle oldum ki yaz kış onlarsız hiç bir yere hareket edemiyorum. Hatta, hiç abartmıyorum iç mekanda bile takar oldum.

Yakın arkadaşlar itiraz ettiler bu duruma. Eh, haklılar. Ancak elimde değil, gözlük-kolik olmuşum haberim yok. Acayip alışkanlık yapmışlar. Bu davranışıma pek bir anlam verememekle birlikte yine de kendimi alamıyorum. Her geçen gün, gözlüklerimle birlikte olmaya daha fazla zaman ayırıyorum. Utanmasam ya da deli yattığımı bilmesem uyurken de takacağım ki iyice kolormatik rüyalar göreyim.

Bir gün sahilde yürüyorum, dur dedim kendi kendime bu böyle sürüp gitmez. Otur şu banka, yasla elini kafana ve düşün. Aynen öyle yaptım. Sonra karşımda adalar, bir gözlüğümle, bir çıkarıp baktım durdum. Ve bir kaç defa değişimli olarak bu hareketi tekrarladım. Dördüncü ya da beşinci defasında, artık net hatırlayamıyorum kaçıncıdaydı, olayı çözdüm.

Gözlükler hayatı toz pembe gösteriyordu. Ve ben mutluydum.

Durumu keşfettikten kısa bir süre sonra gözlükleri arabanın arka koltuğunda unuttum. Ve ertesi gün üzerine oturularak kırıldılar. Baştan belirtmiştim, ucuz gözlük diye tamirine imkan yok. Zaten bir gözlükçüye sormaya utanırım yani o kadarlar. Hemen koştum Marks and Spencer’a, dört katı koşarcasına dolaştıktan sonra, bir tek gözlük bile bulamadım. İndim aşağıya, kasanın arkasında duranlardan birine gözlükleri nereye koyduklarını sordum. Bir türlü bulamadım diye de ekledim. Malesef artık getirtmiyoruz demez mi? Başımdan aşağı kaynar sular indi…

Normalde böyle çok sevdiğim şeyler olursa eğer, bir kaç tane alıp zulalama huyum vardır. Nedense bu sefer atlamışım. Tabii bu duruma kız kardeşim çok üzüldü ve bana kendininkileri çıkarıp verdi. Bir de zaten o kendisine Belgrad Mark and Spencer’dan daha yeni modelini almış. Ama camlar aynı mutluluk camları.

Bir müddet onlarla da öylesine mutlu mesut dolaştım. En son geçen yaz Kuşadası’nda tekne gezintisi sırasında kaybedene kadar. Dünyam karardı. Dolayısıyla gidip oralardaki outletlerden kömür karasından da kara kalın dikdörtgen bir gözlük aldım. Öyle ki takıyorsun dünyan kararıyor. Öğlen saatinde yaz güneşi bile vız gelir. Anlaşılacağı yastayım.

Fakat işin garip tarafı gözlerim pembe görmeye alışmış mıdır nedir bu sabah dünyam yine toz pembeye büründü. Belki de rüyamda sevgili gözlüklerimle birlikteydim.

Reklamlar