Etiketler

,

BUMED atölyeye gitmenin yeni arkadaşlar edinme gibi çok hoş bir yan tesiri var. Güzel öyküleri olan bir arkadaşımın bir de scrap-booking sevdalısı olduğunu öğrendim. Duymamış olanlar için scrap-booking fotografları yaratıcı bir biçimde albümleme tekniği olarak tanımlanabilir. Yırtma, yapıştırma, boyama, fotograf altına yorum yazma gibi uğraşları sevenlerin bayılabileceği ve hatta kimilerinin günlük ya da anı defteri tutarken farkına bile varmadan hali hazırda yapıyor oldukları bir faaliyet.

İşte bu arkadaşım iki hafta önceden Forum İstanbul Hobi Merkezi’nde bir atölye organize edeceğini bildirdi. Fikir çok cazip geldi. Tamam, dedim. Ben de varım. Zaten elimde değerlendirilmeyi bekleyen binlerce fotograf var. Konu İstanbul’du. Tabii bu arada benim İstanbul’um biraz farklı olacaktı. Çoğu fotografımın İstanbul’da çekilmiş olmasına rağmen detaycı olduğumdan hiç belli olmaz. Örneğin yukarıdaki yırtılmış parçalara bakanlara Adana’da çekildi desem herkese yuttururum. Vapur hariç tabii…

Neyse dün sabah bir heves kalktım gittim. Evde ne kadar artık kumaş parçası varsa onları da doldurdum torbama, soluğu 15 dakikalık bir gecikmeyle Forum İstanbul’da aldım. E5’ten gidiyordum. Acele edip bir önceki Bayrampaşa Rami sapağından çıkmışım. Rami’yi dolaşıp tekrar çevre yoluna geri döndüm. Belirteyim dönüşte de kayboldum. Geldiğim yerden dönemedim, ikinci köprü üzerinden sağ elimle sol kulağımı tutmuş oldum. Gerçi alışkınım, ben bunu hep yaparım. E5’ten hava alanına gider asla aynı yoldan geri dönemem. Nasıl bir başarı bu bilmiyorum.

Arkadaşım çok süper hazırlanmış. Hepimize içlerinde gerekli malzemelerin olduğu torbaları dağıttı. Bir de ortak kullanım malzemeleri getirmiş. Neler vardı neler. Keşkem fotograflarını çekseymişim. Gerçi bu faaliyetin dosyası Hobi Meydan’ın bir dergisi varmış, orada yayınlanacak. Grup faaliyeti çok şeker ve çok yaratıcı oldu. Atölyeden sonra üst kata çıktık yemeğimizi yedik. Bu grup bir de yazı buluşmaları yapıyor ki, bir tanesinde ben de bulunmak üzere niyet edip eve döndüm.

Yalnız yukarıda görüldüğü üzere, bir türlü karar verip bir şeyler beceremedim. Projem yarım olarak eve döndüm. Tek bir sayfanın tasarımını bile yapamamış oldum. Yarımlar dosyası kabardıkça kabarıyor. İstanbul ve aşkları vs gibi bir öykü yazıp fotograflamak düşüncesindeydim. Ön hazırlığını yapmayınca ilerleyemedim. Fotografları bile dün sabah alelacele seçip ozalitçide kağıda bastırdım. Gerçi bilinmez belki sonunu getiririm. Biraz şüphedeyim ama…

Bu etkinliğe katılmanın ikinci bir faydası da bundan böyle yazı yazmaktan başka hiç bir şeyle ilgilenmediğimi anladım. Bütün o el işleri, resim çalışmaları, mutfak denemeleri, hepsi geride kalmış. Dolayısıyla her ne kadar hoş bir gün geçirmiş olsam da tutkuyla yaptığım bu yazarcılık oyunundan vazgeçmeyeceğim. Evet, başına oturmakta zorluk çekiyorum. Oturunca da bir türlü kalkmak bilmiyorum. Öyle yerlerde öyle durumlarda içimden okumak geçiyor ki… bazen kalabalık arasında şen şakrak otururken bile bir kenara çekilip, on beş yirmi dakikacık bile olsa okur yazar oldum. Ya da elimde o olanak yoksa hayallere dalıp gidiyorum.

Evet, projemi bitiremedim ama kendimle ilgili bu çok önemli bilgileri keşfettim.

Reklamlar