Etiketler

, , , , , ,

Okumadığım kitaplardan bahsetmek gibi bir huyum yok ama bu sabah kahvemi aldım, bilgisayarımı açtım, tam kitabımı elime alacakken dün caddede yürürken aldığım Time dergisinin yeni sayısını gördüm. Kimisi vardır gazeteyi eline alır almaz spor haberleri sayfasını açar, kimisi önce eklerine saldırır, kimisi ikinci sayfaya meraklıdır, bazıları da önce arka sayfayı okur ondan sonra ön sayfaya geçer, ismi lazım değil bazıları da birinci sayfadan başlar düzenli bir şekilde son sayfaya kadar hatim eder. Bense elime aldığım günlük gazetelerin ya da haftalık dergilerin önce kültür ve sanat sayfalarına yönelirim.

Bu sabahki Time dergisiyle de aynı şeyi yaptım. Ne yalan söyleyeyim gazeteleri uzun zamandır okumuyorum. Son zamanlarda şöyle bir gözlemim var, bilmem bana katılan olur mu? Dergi sektörü ilerledikçe, içerikler doyurucu olmaya başladıkça gazeteler artık iyice berbatlaşmaya başladı. Kaç seneler önce gazete muhabirleri internette dolaşan junk mailleri haber yapmaya başlamışlardı. Yuh yani demiştim… Peki arada iyi dosyalar olursa kaçırmıyor muyum, yooo sevgili arkadaşlarım ve tweetdaşlarım bana haber uçuruveriyorlar. İletişim çağını seviyorum.

Her zamanki gibi konudan uzaklaşarak çiçeğe böceğe konduktan sonra asıl konuya dönüyorum. 1992 yılında bir Taiwan yük gemisi Hong Kong’tan Amerika Birleşik Devletlerine giderken yolda deli bir fırtınaya yakalanıyor ve konteynerlarından bir kaçını denize düşürüveriyor. Aksilik bu ya, bir tanesi açılıp içindekileri açık denize salıveriyor. Konteyner’ların içinde her zaman petrol atığı olacak değil ya, bu sefer içinden lastik bebek banyo oyuncakları çıkıyor. Kaplumbağalar, kurbağalar, kunduzlar, ördekler…

Aradan günler aylar geçiyor. Güneş açıyor, yağmur, kar yağıyor, bu lastik ördekler Amerika kıyılarına ulaşıyorlar. Düşünün bir sabah kalkıp sahile iniyorsunuz ve lastikten bir ördek ordusu kıyıya çıkartma yapmış. Üç beş değil, 28.000 banyo oyuncağı söz konusu burada…

O zamanlar bir  okulda öğretmen olan ve kitabın yazarı Donovan Hohn olayla saplantı derecesinde ilgileniyor. Merak ediyor. Binlerce deniz mili uzakta olan bir deniz kazasından Washington sahillerine ulaşan bu ördeklerin yolculuğunun izini sürmeye başlıyor. Aynı yolculuğu tersinden izleyerek ve bu yolculuğu esnasında daha bir çok şeyi tutkuyla  araştırarak notlar alıyor. Amacı küçük bir makale yazmak. Ancak işler o kadar büyüyor ki olay bir Odyssey haline geliyor. Lastik ördeklerin öyküsü yaşam, ekoloji ve arayışın kendine özgü mutluluk pınarı üzerine meditasyona dönüşüyor..  Time’ın alt başlığı bu şekilde…

Moby-Duck: The True Story of 28,800 Bath Toys Lost at Sea and of the Beachcombers, Oceanographers, Environmentalists, and Fools, Including the Author, Who Went i

Kitap yepyeni, mart 2011, fakat çok olumlu kritikler elde etmiş. Amazon‘da satışı var. Bir sonraki siparişime ekledim. Türkçe’ye çevirmek isteyen olur mu bilmem. Sonuçta her şey ticaret işi. Türkçesi olsa ben alırdım. Aniden o kadar heyecanlandım.

Hohn bu saplantılı arayışında neler keşfetmemiş ki… Bunlardan bir tanesi de en büyük lastik ördek koleksiyonuna sahip kişi olarak Guiness Rekorlar kitabına geçen Charlotte Lee. Lee Washington Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde profesör. Merakımdan ismini arattım ve Evening Magazine’in yapmış olduğu röportajı buldum. En başında bir kaç saniye reklam var ama biraz sabrettikten sonra o muhteşem koleksiyonu kendi gözlerimle gördüm. 5000 adetten fazla lastik ördek.

<object height=”466″ width=”1024″><param name=”movie” type=”application/x-shockwave-flash” value=”http://www.king5.com/v/?i=93634709″ /><param name=”allowScriptAccess” value=”always” /><param name=”wmode” value=”transparent” /><param name=”AllowFullScreen” value=”true” />http://www.king5.com/v/?i=93634709</object>

Bizim evdeyse malesef bir anne ve üç yavrusundan oluşan dört adet ördekçik var. Gerçi lastik banyo oyuncağımız sınırlı sayıda ama 200 adetin üzerinde peluş oyuncağımız var. O da bir şey. Değil mi ama?

Reklamlar