Etiketler

, , ,

Çikolatayı sevmeyen kaç kişi vardır?

Bunlardan bir tanesi kız kardeşim. O da sevmez ama truffe olursa, hele bir de alkollüsü olursa iş değişir.

Çikolatayı ondan daha çok sevmekle birlikte benim de tercihlerim var elbette. İlk sırada tabii ki truffler sonra bitter çikolata, sonra Tobleron. Yanı sıra çikolataya batırılmış her türlü portakal kabuğu, üzüm, fıstık, vs cinsinden ıvır zıvırlar. Üzerine erimiş çikolata dökülmüş taze meyve, özellikle çilek ve muz. Hani şu fondü tabir edilen cinsten.

Bademin normalde yüzüne bakmam ama çikolataya batırılıp üzeri renkli şekerle kaplanmışına dayanamam. En güzelleri Conrad Otelinin pastanesinde bulunur. Gerçi onlar büyük badem şeklinde draje olmalarına rağmen içlerinde badem bulunmaz. İncecik orkide kutusu gibi kutularda en açık renkten en koyusuna doğru camaieu şeklinde dizilmişlerdir. Her birinin ayrı parfümü vardır.

Dragees or Sugarbonen

 

O halde, çikolatayı sevenler gözlerinizi kapatın. İçinde en sevdiğiniz çikolataların bulunduğu süslü bir kutuyu hayalinizde canlandırın. Canınızın çok çektiği bir anda bu kutuyu önünüze uzattılar. Elinize aldınız. Nasıl bir duygu bu? Kutuyu açana kadar ve açarken ki hislerinizi tarif ediniz.

Kompozisyon sorusu gibi oldu. Ödev bu. Benzetme kullanmak serbest. Hatta özellikle kullanılması gerekli.  Bakalım neler çıkacak ortaya? Bu arada Juliette Binoche’un Çikolata filmini seyretmeyenler biran evvel bu eksikliği gidersinler derim. Seyredenler bile ikinci bir kere gözden geçirebilirler. Şu ödevi bir de ben yapmaya çalışayım.

Gözlerimi kapattım. Çikolata gözlerimin önünde belirdi. Ancak arzu ortada yok çünkü yazıya başlamadan önce yarım tableti mideye indirdim. Ve ağzımda hala çikolata tadı var. Yine de kendimi zorluyorum. Nafile bugün, bu saatte olmayacak.

Öyleyse yerine Refik Halit Karay’ın Yeraltında Dünya Var kitabındaki tarifini yazıyorum. İşte doğru cevap:

Bir çikolata paketinin açılışı İkinci Dünya Harbi’nden önceki çikolata tenli meşhur melez güzeli Josephine Baker’ın en taze zamanındaki soyunuşu kadar hoştur. Kendi hesabıma içindekinden ziyade çikolata paketinin renk renk, süslü püslü, bazısı şeffaf, bazısı yaldızlı ve işlemeli kat kat kağıtlarını açmak, soymak zevkimi okşuyor. Bunlar bana biraz da ninelerimizin fırfırlı, janjanlı, katmer katmer uzun eteklerini ve ajurlar, fistolar, dantel muhafazalara gizlenmiş -çikolataların aksine- eski Girit sabunu beyazlığında ve rayihasında vücutlarını düşündürür.

Karay’ın tarifine bir diyeceğim yok. Çikolata kağıdının açılmasını bir kadının soyunmasına ve içindekini de vücuduna benzetmesi çok eğlenceli ve güzel. Yalnız buna ninem demeseydi daha bir yakışık alacaktı.

Birinci fotograf: vegea.com
İkinci fotograf: laptop-bride. blogspot.com

Reklamlar