Etiketler

, , , , , , , ,

Nişantaşı’ndaki köşe House Cafe favori yerlerimden bir tanesi. Fotografta görülen yasemin çayı ise eğer şimdiye kadar içmediyseniz ölmeden önce en azından bir kere içmeniz gerekenlerden. Bu aralar böyle listeler çok moda. Eh, Kunegond da modayı yakinen takipte… Sans blague (fr), no kidding (eng), şaka değil (tr) gerçek yasemin kokuyor bu çay. Yudumlarken gözünüzü kapayın, İzmir’in beyaz yaseminli sokaklarında hafif meltem eşliğinde gezintide sanmazsanız kendinizi ben de Kunegond değilim.

Küçük bir parantez: yukarıda kullanılan lisanlardan başka lisanda şaka değil demesini bilenler lütfen yorum halinde yazınız. Hep 40 dilde nasıl “I love you” demesini bilecek değilim ya, biraz da 40 dilde “şaka değil” demesini öğreneyim. Sonrasında serieusement (fr), seriously (eng) ve cidden (tr) serisine geçeceğim.

Dün Beyoğlu’na giderken hazır hava güzel vapurla geçeyim dedim. Hay demez olaydım. Karaköy iskelesinin önüne dev örümcekler koymuşlar. Aralarından geçemedim. O derecede çirkinler. Sonra bir arkadaşım yok onlar karınca dedi. Karınca ya da örümcek her ne iseler, yine de çirkinler. Dev hamam böcekleriyle aynı etkiyi yaptılar üzerimde. Kimin aklına geldiyse bin yaşasın diyorum. Bir dahaki sefere hamam böceklerinin büyükleri Kakalak’ları rica ediyorum, lütfen.

Dün İstiklal caddesi sessiz sakindi. Böyle zamanlarda bir başka güzel. St Antoine kilisesine uğradım.

Fotografı düzeltemedim. Bir zahmet başlar sağ tarafa eğilerek bakılacak artık. Kilisenin giriş kapısı ve yan apartmanların mimarisine bayılırım. Hele şu aradaki pencereli geçişi gördükçe kendimi eski zamanlarda geçen filmlerde, uzun etekli elbiselerle orada salınır hissediyorum.

Kilisenin içi. Yazın bile serin olur. Sessiz sakin bir yer arıyorsanız, girin içeri oturun kitap okuyun ya da yazın, kimse sizi rahatsız etmez. Salı sabahı günah çıkarmaya gelen bir kaç kişi vardı. İmrenmedim desem yalan olur.

Saint Antoine’daki o büyük org. Büyük ayinlerde çalınır. Özelikle 24 aralık noel akşamı 23:30 civarı ayin tıklım tıklım olur. İstanbul’daki en büyük org olduğu söylenir.

Saint Antoine’a yapılan on üç dilek duası. 7 salı arka arkaya dua edilip mum dikildiği takdirde dilenen dilekler gerçekleşir. Bunu çocukluğumdan bu yana ben dahil İstanbullu herkes bilir. Dileği olan St Antoine’a gider. Yalnız kolay demeyin. 7 salı günü hiç sektirmeden gitmek kararlılık ister. Ne de olsa 1,5 ay boyu. Bu kadar kararlılıkla istenen şey el mecbur olur. Evrene verilen mesaj misali…

Girişin her iki yanında bulunan bu apartmanlardaki daireler kiralıktır ve geliri kiliseye destek olur. Bir zamanlar orada oturan birinin evine davet edilmiştim. Şimdi hatırlayamıyorum ama kitaplarla ilgili bir projeydi yine. Bayılmıştım mimarisine. Kiralar oldukça yüksek tabii. Ancak hayalim vardır, çok param olursa ya buradaki dairelerden birine ya da Kuledibi”ndeki o meşhur Doğan apartmanındaki dairelerden birine yerleşeceğim. Doğan apartmanı daireleri Topkapı Sarayı ile karşılıklı bakışır. Bilmem anlatabildim mi?

Hala House Cafe’deyim ve yazmaya devam edemiyorum. Çünkü aklım fikrim bu sabah başladığım Chuck Palahniuk’un Ayrıntı Yayınlarından çıkan son kitabı Ölüm Pornosu’nda. Sevenlerine duyurulur. Yine muhteşem. Alıntı yapmayacağım. Palahniuk sevmiyorsanız bile sırf kitapta geçen film isimleri için alınır ve okunur. Büyük mizah, büyük ironi, büyük mecaz.

Reklamlar