Etiketler

, , ,

“Ben de sizin gibi yalnızım.”

“Benim gibi olamaz. Kocam politik suçtan içeride yatıyor.”

Çocukluğumda heyecanla seyrettiğim bir dizi vardı. İngilizlerin soylularıyla hizmetçilerini anlatan Yukarıdakiler ve Aşağıdakiler. Bu yukarıdaki konuşma işte bu dizinin 2010 yılında yapılan yeni çevriminden. Mr Amanjit, nedense evin hintli şoförü olduğunu düşündüm ve bir hizmetçi arasında geçen kısa bir diyalog. Hikaye ikinci dünya savaşının başlarında İngiltere’de geçiyor. Evin uşaklarından birisi ingiliz faşitlerine katılıp üniformayı giyince oldukça sıkı bir tepki gördü.

Bu satırları burada bloga yazarken dizi ilerledi gitti. Araya reklamlar girdi. Bazı zamanlar elimde kağıt ve kalem varsa eğer nerede bulunursam bulunayım, bu bir kafe, restoran da olabilir, otobüs ya da metro da olabilir ve tabii yanımda konuşmalarını duyabildiğim birileri varsa farkına bile varmadan refleks olarak duyduklarımı yazarım. Uzun süre okullarda okuyup not alma alışkanlığından kalmış olsa gerek. Ya da belki de beynimin boş olduğu zamanlar kağıda bir şeyler akmayınca dışardan destek almak gibi bir şey.

Her neyse bu işlem çoğu zaman beni mutlu eder. Yukarıdaki konuşmaların içeriğine bakınca dünyadaki durumun bunca sene sonra hiç değişmediği ne kadar ortada. Zaman akıp gidiyor, evren ilerlemeye devam ediyor ve yine de hiç bir şey değişmiyormuş gibi geliyor. Belki de bunların hepsi büyük bir yanılsama. Kim bilir?

Bütün gün çalıştım. İçim bunaldı. Ludmilla’nın tavsiyesiyle yeni bir dizi keşfettim. Californication. Başrolde X-Files’ın  Ajan Mulder’ı bu sefer yazamayan bir yazar rolünde. Haliyle ilgimi çekti tabii. Yalnız yazarımız bu sorununu seksle gidermeye çalışıyor. Bir de karısını, aslında evli değiller ama 12 yaşında bir çocukları var, neyse işte o kadını zengin başka birine kaptırmış. Kaptırdıktan sonra da çocuğunun annesi olan bu kadına hala aşık olduğunu anlamış. Bazı sahneler sıkıcı ve manasız gelse de hatta öyle komik ki sahneleri yaşayan yazara da sıkıcı geliyor ama yine de vazgeçemiyor her neyse, ana konuya kendimi çok kaptırdım. Bir oturuşta 4 bölüm seyredivermişim.

Böylesine geçen kara bir günden sonra turuncu mandalina fotoğrafının bu yazıyı süslemesini sevdim.

Yazdığım romana uzun zamandır yeni bölümler ekleyememiştim. Geçen hafta 2 sayfa kadar yazdım. İçime sinmedi bıraktım. Bu sabah yazdıklarımı yeniden okudum, hatırladığım kadar kötü olmadığını görünce sevindirik oldum. Yarın sabah devamını yazacağım. Bölümü bitirebilirsem yarın atölyede okuyabilirim. Film seyrettikçe sahneleme becerim artıyor sanki… Bu da bütün gün kanepede yatıp film seyretmeme bahane oluyor tabii. Yay!

Sabahtan beri Kiss’in  şu şarkısı dilimde:

I WAS MADE FOR LOVING YOU, BABY

Haksız mıyım?

Reklamlar