Etiketler

, ,

Ben hakikaten kaybolmuşum farkında değilim. Leylak Dalı’nın o güzel yorumu olmasa Fay Hatları’nın Türkçeye çevrilmiş olduğundan haberim olmayacaktı. Aslına bakılırsa kitap hakkında yazmadan önce online Pandora’da  bir yazar araştırması yapmıştım. Yalnız Huston’a bir de o harfini ekleyerek Houston olarak aratınca kimseleri bulamamışım.

Sabahki gönderiyi düzeltmek yerine kısa bir gönderi yazmak daha kolay geldi. Pandora’nın bağlantısı da işte burada: Nancy Huston Fay Hatları. Ayrıca yazarın diğer kitapları da Can Yayınları’ndan çıkmış: Ağır Ölüm, Meleğin İzi, Şeytanın Çalgıları.

Kitapta en çok hoşuma giden hikayenin ilerleyişini sağlayan anlatım tarzı. İç içe geçmiş 4 nesil.

Kitaptaki babalardan bir tanesi çok şakacı. Oğluna habire fıkra anlatıyor. Bir tanesi şöyle:

Fakirin biri şık bir restoranın önünde dileniyormuş. Kaldırımdan geçenlerden biri haline çok acımış, cebinden 5 dolar çıkararak vermiş ve yoluna devam etmiş. O zamanın büyük paralarındanmış. Bir müddet gittikten sonra bir şey olmuş ve geri dönmek zorunda kalmış. Restoranın önünden tersine doğru geçerken aklına dilenci gelmiş. Fakat dilenci yerinde yokmuş. Meraklanmış, sağına soluna bakmış. İlk etapta görememiş. Sonra o şık restoranın içinde yemek yerken fark etmiş. İçeri girmiş bir bakmış ki bizimki Kremalı Somon yiyor. Oh hayrola demiş, beş dolar verdim ve hemen kremalı somona yatırarak bir seferde hop diye harcayıverdiniz. Fakir gözlerini kaldırmış ve şöyle demiş:

Param olmadığında kremalı somonu yiyemem, param olduğunda da yiyemeyeceksem peki ben ne zaman kremalı somon yiyeceğim?

İşte böyle. Bu fıkra Türkçe çevirisinde tabii ki çok daha iyi anlatılmıştır, eminim. Buraya sadece aklımda kalanı yazdım. Aslında çeviri açıcından bu tekniği çok benimsedim. Öyle cümle cümle gitmeyip okuyup aklımda kalanı anlatsam nasıl olur? Kesinlikle orjinalinin iki katı olur. Lise kompozisyon sınavlarının kalıntıları.

Reklamlar