Etiketler

, ,

Bir kaç gündür zorunlu olmadıkça konuşmuyorum. Eh, evden çıkmayınca da pek zorunlu  olmuyorum. En fazla telefon çalarsa, kapıya biri gelirse o da canım açmak isterse… Aslında içerideyim ama dışarıya karşı kapı duvar.

Uydurmuyorum, gerçekten hiç konuşmadım. Ne içten ne dıştan. Bazen sessiz durur insanlar ama kendilerini tutarlar. Dudaklar incecik çizgi kesilir. Aralandıkları anda çığ gibi kelimeler akar içinden. İyisiyle, kötüsüyle, rengarenk bazen de siyah beyaz veya gri…

Bazı zamanlarda ağızdan bir şey çıkmaz, dudaklar yine sımsıkı kapalıdır ama beynin içinde bir gürültüdür gider. Zannedersin 15 kişi sıkış tıkış içeri doluşmuşlar beyin fırtınası yapıyorlar. Sanki kendi beyinleri. Her biri ayrı telden çalar. Hiç biri susmaz. Şaşırır kalırım kim ne zaman boş toplantı salonu ilanı vermiş diye…

Beynimin içinde tanımadığım bir çok kişinin kararlı bir şekilde yapmaya niyetli olduğu bu fırtınayı sonlandırmanın bir kaç yolu vardır. Bir tanesi, asistan sekreter kimliğine bürünüp neler söylediklerine aldırmadan hele hele tartışmalara hiç karışmadan mümkünse stenoyla çünkü çok hızlı konuşurlar, yaptıkları toplantının notlarını almak, konuşmalarını kelimesi kelimesine yazmaktır.

İkinci yöntemim, ki bu sekreterlik yapmak istemediğim ender zamanlarda olur, bir takım Greys Anatomy gibi heyecanlı, gürültülü ve hızlı dizilerin seyretmediğim bölümlerini ardı ardına koyarak toplantılarını sabote etmektir. Başka yolu yok. Kitap ve uykuya karşı çok dirençliler.

Geçenlerdeki suskunluğumsa tamamıyla başka bir şeydi. Gerçek mutlak sessizlik hüküm sürdü. Böylelikle elimdeki kitaba istemediğim kadar yoğunlaşabildim. Geri kalan tüm zamanımı ise rüyalara ayırdım. Bugün akşam üstü kendime gelebildim. Yine de bu suskunluk devam ediyor. Depresyon diyemem çünkü halimden memnunum. Ne desem garip bir dinginlik ya da ermişlik söz konusu.

Belki iyi belki kötü… Tek bildiğim bir şeyler yapmak için bu dinginliği bozmak zorunda olduğum. Dolayısıyla kendimi zorla dışarı attım. Ve yazıyorum.

Fotoğraf: Teki kaybolan eldivenimden elimde kalan diğer garip tek. İki senedir eldivenlerin hep bir tekini kaybettiğimden şu an elimde biri siyah, biri kahverengi iki sol el var. Elinde iki sağ el bulunan varsa lütfen Qunegond’a başvursun, değiştirme yapılır. Hani bir sorayım dedim. Ne olmaz ne olmaz.

Reklamlar