101 Kitap projesinde tahminimden yavaş olsa da kararlı adımlarla ilerliyorum. Elimdekileri değerlendirdiğimde daha önce okumuş olduklarımı yeniden okumaktansa onları sona saklayıp, özellikle de son zamanlarda elimden geçmiş olanları, diğerlerini tüketmeye karar verdim.

Nabokov’un bir çok daha ünlü kitabı varken neden bu Solgun Ateş kütüphanemde bulunur?

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını okuyalı beri üzerinden fazla bir zaman geçmemişti. Murat Gülsoy’un blogunda paylaştığı Tutunamayanlar Özgün Değil Mi? yazısını okuduktan sonra iyice meraklandım ve bu kitabı aramaya başladım. Nabokov’un çoğu kitabının İletişim Yayınları’ndan çıkmasına rağmen Solgun Ateş fazla gündemde olmayan Yaba Yayınlarından basılmıştı ve hemen hemen hiç bir yerde yoktu.

Bir arkadaşımla birlikte İstiklal caddesindeki Mefisto’ya sipariş verdik ve ertesi hafta kitaplarımızı elimize aldık. Ancak, ne oldu bilmiyorum ama sanırım kitabın içine bakınca, saman sarısı sayfalar, karınca duası harfler, ne diyeyim onca merakıma rağmen pek okuyasım gelmedi. Kısmet bu zamanaymış. Solgun Ateş’in Times dergisinin 1923 yılından bu yana en iyi 100 kitabı içerisinde yer aldığını görünce bir kaç ay önceki merakım yeniden depreşti.

Kitabın adı: Solgun Ateş

Yazarı: Vladimir Nabokov

Çevirmen: Yaşar Günenç

Yayınevi: YABA Yayınları

Sayfa sayısı: 245

Arka kapak tanıtımı:

Amerikalı ünlü şair John Shade 1959’da öldürüldü. Bu kitapta onun ölümünden sonra yayımlanan son şiiri ile editörünün yazdığı önsöz, uzun bir açıklama bölümü ve dizin yer almaktadır. Ama bu editör öbür editörlere hiç benzememektedir; kibirli, meraklı, tuhaf, hoşgörüsüz biri. Sakın kafadan sakat, kötü, üstelik tehlikeli bir adam olmasın? Uzun boylu, kara sakallı bu anlatıcı, kitabın içinde kasıntıyla ilerlerken acımasız eliyle de geçtiği yerlere ipuçları saçmaktadır; öyle izler ki, ne kadar gizlese onun içindeki kötülüğü açığa vurmaktadır. Bu tuhaf adam, “John Shade’in yaşamının son aylarını mutlulukla dolduran görkemli arkadaşlık” diye adlandırdığı konuda bize, belki de tasarladığından daha fazlasını söyleme başarısını gösteriyor.

BU BİR KARŞI ROMAN “KLASİĞİ”DİR.

İlk Paragraf:

Önsöz

Solgun Ateş, beş ayaklı beyitler halinde dört kantodan oluşan, toplam dokuz yüz doksan dokuz dizelik bir şiir olup John Francis Shade (doğumu 5 temmuz 1898 – ölümü: 21 temmuz 1959) tarafından, ABD’de yaşamının son yirmi gününü geçirdiği Appalachia bölgesinin New Wye kentinde yazılmıştır. Şairin, ilk yazdığı metinden temize çektiği, bizim de bu kitapta olduğu gibi yayımladığımız el yazması metin, seksen tane orta boy dizin kartına dağılmış durumdadır ki Shade, bu kartların pembe renkli ilk satırlarına başlıkları (kanto sıra numarası, tarih) yazmış, açık mavi renkli öbür satırlara (her kartta on dört satır) ince uçlu bir kalemden çıkan küçük, temiz, son derece okunaklı bir yazıyla, bölüm aralarını belirtmek için bir satır atlayarak, şiirini geçirmiştir; bir kantoyu bitirdikten sonra öbür kantoyu aynı kartın arka sayfasına değil, boş bir kartın ön yüzüne yazmaya başlamıştır.

Vladimir Nabokov’un kısa hayat hikayesi:

Nabokov kültürlü, liberal ve aristokrat bir ailenin oğludur. Erken yaşta yabancı dil eğitimi alır. Çar rejimine karşı çıkan babası öldürülür. Annesi tarafından korunaklı büyüyen Nabokov mutlu bir çocukluk geçirir ve edebiyat tutkusu gelişmeye başlar. Ancak Rus devrimi bu mutlu çocukluk devresine son verir. Aile Saint Petersburg’u terk ederek Londra’ya yerleşir. Vladimir Edebiyat fakültesine gider. Çeşitli edebiyat eleştirileri, şiirler ve Londra’daki Rus topluluğu içerisinde kendisine ün kazandıran ilk romanı Machenka’yı yazar. Büyük umutlar vaat etmektedir. 1928’de Rua, Dam, Vale basılır. Rusya ülkesine geri çağırır ama Nabokov kabul etmez ve Amerika Birleşik Devletleri”nin en iyi üniversitelerinde Rus Edebiyatı dersleri vermeye gider. 1945 yılında Amerikan vatandaşlığına geçer. 1951 yılında çocukluk anılarını yayınladığında Amerikan edebiyatı çevrelerince kabul görür. 1958 yılında Lolita’nın yayınlanmasıyla dünya çapında ün kazanır. Kitabın skandal olmasına rağmen tüm eleştirmenler bunun bir baş yapıt olduğunda hem fikirdirler. 1959 yılında İsviçre’de Montreux’ye yerleşir ve diğer baş yapıtı olan Ada ya da Arzu’yu yazar (1969). 1977 yılındaki ölümüne kadar da Montreux’de kalır.

Reklamlar