Etiketler

, , , ,

Bir kaç ay önce küveti temizlemek üzere banyoya girdim. Musluğun altındaki dolaptan temizleyiciyi aldım. Kiki büyüdüğünden beri bu türden tehlike arz edebilecek malzemeleri erişilemeyecek yerlere kaldırmıyoruz. Tavana yakın duvara çakılı o raflarda şimdi başka şeyler var. Belki de raflar hiç yok. Hatırlayamadım şimdi. Ürünü iyice püskürttükten sonra eğilip temizleye başlamadan kendimi Kıbrıs’ta buluverdim. Girne’de 3 kız birlikte kaldığımız banyosunu bile hatırlayamadığım, arkada mutfaktan çıkılan küçük bir bahçesi olan iki katlı yapışık düzen villa tipi evdeydim.

Hatta o gün elektrikler kesilmiş; Kıbrıs’ta kaldığım süre zarfında sık sık başımıza gelirdi, kanıksamıştık artık, güler geçerdik, adadaki tarafların arasında oluşan ilk kıvılcımın yansıması olarak bizim taraf karşı tarafın suyunu keser, karşı taraf da bizim tarafı elektriksiz bırakırdı, geçici uzlaşma sağlanana kadar. Neyse işte yine öyle bir gece dışarı çıkmak üzere hazırlanıyoruz göz gözü görmez karanlıkta kaldık. Ne mum var, ne de bir fener. Kimse sigara içmiyor, yani kibrit, çakmak cinsinden alevi olan şeyler de yok. Şimdi olsa aklıma ocak gelir ama o zamanlar mutfağa sadece bahçeye çıkmak için bir de dolaptan içecek bir şeyler almak için girdiğimizden pişirme ünitelerinin nasıl olduğunun farkında bile değilim. Belki de elektirikli cinstendi. O zamanlar cep telefonu da yok ki hemen fener uygulamasını indirelim. Evde bilgisayar bile yok. O güne kadar gördüğüm tek bilgisayar okulda algoritma derslerinin pratiğini yapmak için Fortran Four ile kartları delerek program yazdığımız ve programın çalışıp çalışmayacağını öğrenmek için kartlarımızı gerekli birime götürdüğümüzde banko arkasında bizden teslim alan görevlinin sağından ve solundan gözlerimizi aşırarak merakla baktığımız camlı kapıların ardındaki devasa ışıklı dik dörtgen makineler.

Neyse karanlıkta el yordamıyla giyindik, hazırlandık ve çıktık. O gece izinliyiz bir yerlerde yemek yiyeceğiz ve sonra da kumarhanelerden birine gidip şansımızı deneyeceğiz. Nasıl ama program? Zaten Girne’de o zamanlar, şimdi nasıldır bilemem, yapılacak başka hiç bir şey yok. Her izin günümüzde aynı şeyi yapıyoruz. Kumarhaneden çıkıştaysa soluğu Dome Otelin diskosunda alıyoruz. Sonra sabaha karşı eve dönüp yatıyoruz. Zaten herkesle içli dışlı olmuşuz. Büyük bir üniversite kampüsünde ya da bir gençlik kampında yaşar gibiyiz. Çoğunluk, evlerin kapısını bırakın kilitlemek kapatmıyor bile. Ve Girne’de her yere yürüyerek gidilebiliyor. Ne büyük mutluluk değil mi?

Biz de güle oynaya karanlık sokaklardan aşağı deniz kıyısına doğru iniyoruz. Belki de Viraj Cafe’ye gideceğiz ya da limana ineceğiz. Hiç hatırlamıyorum. Tek bildiğim sokakların da zifiri karanlık olduğu. Ay ışığı bile olmadığına göre hava kapanık olmalı. Lafın kısası ilk ışık ve insan içine çıktığımızda bir de baktık ki, inanılmaz rüküş giyinmişiz. Ayrıca çoraplar ve ayakkabılar farklı teklerden seçilmiş. Nasıl olur demeyin, o zamanlar tek çeşit ayakkabıların farklı renkleri var. O da converse işte… Birbirinin aynı. Şimdilerdeki gibi farklı tasarımları da yok. Çoraplar desen keza. Kendimize gülmekten karnımıza ağrılar girdi.

Diyeceğim şu ki kokular ve hatıralar birbirleriyle yakından alakalı. Takip ettiğim bloglardan birinde kokuyla ilgili kurmaca bir metin vardı. Keşke bir kokuyu şişeye doldurup saklayabilsem demiş. Okuyunca aklıma küvet temizlerken yaptığım bu kısa Kıbrıs yolculuğu geldi. Fakat aksine, kokuları ne kadar mutlu anları çağrıştıracak olurlarsa olsun bir şişeye doldurup saklayabilmek istemezdim. Beklenmedik zamanlarda beklenmedik yolculuklara çıkmayı yeğlerim. Şu geçenki Kıbrıs gezisi gibi.

Bu sabah kahveyi yaparken kokusunun çağrıştırdıkları üzerine bir şeyler yazmak istemiştim. Kokladım, kokladım aklıma hiç bir şey gelmedi. Belleğimin kahve çekmecesi bomboş. Önce şaşırdım. Sonra da normal buldum. Kahve hayatımdan hiç  eksilmedi ki! Hala sahip olduğun bir şeyin bellekte anısı olur mu ki? Hatırlamanın esası önce kaybetmekten geçer.  Marcel Proust da kaybolan zamanı aramaya o çok sevdiği annesinin ölümünden sonra başlamamış mı?

Reklamlar