Etiketler

, ,

Ben bu kitabı daha ilk satırlarından itibaren çok sevdim. 4 Ağustos perşembe günü İstanbul Modern ve Sabit Fikir işbirliği ile düzenlenen “Sözünü Sakınmadan” etkinliğine arkadaşım yer ayırtmasaydı okuyacağım yoktu. Gel de o arkadaşı ve tesadüfleri sevme.

İnsan doğar. On-on beş yıl sonra dünyanın nasıl bir tezgah olduğunu ve doğumla ölüm arasına nasıl hapsedildiğini fark eder. Bu aslında bir histir, bilgi değil. Ve ilk tepkisini verir. Avazı çıktığı kadar bağırarak. Bu çığlık, bir kalabalığın içinde cüzdanını çaldırdığını fark eden kişinin çaresiz haykırışına benzer. Önce, aşağılayan ve umursamaz bakışlar atan kalabalık, sonra da aşırı gürültüye dayanamayıp, içlerinden birini bağırıp çağıranla konuşmaya gönderir. O da gidip “Biz de çaldırdık cüzdanı ne var? Senin gibi kıçımızı yırtıyor muyuz?” der. Böylesi bilimsel bir müdahele için, genelde diplomalı olanlar tercih edilir. Kalabalığın kayıtsızlığı karşısında yavaş yavaş sesi kesilen yaygaracı, gerçeği kabullenir ve çevresindeki boşluğu insanlarla doldurur. Buna, büyüme denir.

Reklamlar