Yeni yazı ve eski resim. Çünkü boğazda balık tutmayı çok özledim. Hele geçenlerde Leylak Dalı’nın Samsun fotoğrafları var ya bana hafta sonunda kayaların üzerinden oltayla yakalayıp eve getirdiğimiz balıkları hatırlattı. Evimizin Karadeniz’e bakan terasında pilav ve salata yanında ne güzel yerdik. Orada kaldığımız 8 ay boyunca hafta sonları pek yemek masrafımız olmadı. Denizden aldık rızkımızı.

Bazı şeyleri sıcağı sıcağına yazmak varmış. Mesela iki sene evvelki Danimarka seyahatinden Copenhag’da geçirdiğimiz 3.cü günü yazmadım. Hani o deniz kızı heykelini görmeye gittiğimiz, donmuş parklarda rüzgara karşı titreyerek direndiğimiz, en sonunda hiç bir şey almayacak olsak bile ilk bulduğumuz markete girerek ısınmamız vs… Sonra bu kış başında Ferhan Şensoy’un oyununu seyretmeye gittiğim Ses Tiyatrosu izlenimleri… Çocuklarla güneşin altında yapılan Minyatürk gezisi ve akabindeki Haliç sandal sefası. Şimdi zorlasam bile o anki neşeyi ve duyguları yakalayamam.

Sabah aklımda başka bir şey vardı. Şimdi hiç bir şey yok. O halde: Gece rüyamda halı yıkadım. Gemi kaçırdım. At terbiye ettim. Asma kattan aşağı baktım. Kömürlü semaverle çay içtim. Dörtlü pişti oynadım. Beş taş oynadım. Yere kilim serdim. Yatağın altına bir şeyler sakladım. Makasla perdeleri kestim. Bütün bunları böyle birbiri ardına nasıl yaptım şu an muamma. Yazınca pek bir mantıksız geldi de hani. Hatta daha başka şeyler de yaptım. Tabii ya… Düğün salonuna gittim. Pasta yedim. Şampanya içtim.

Hakan Günday’ın Az’ını bitirdim. Eleştirileri dinlemeye can atıyorum. Bana sorsalar yeraltı peri masalı derim. Okuyup aynı fikirde olan var mı? Merak ettim şimdi. Hareketli, sürükleyici, isyankar, anarşist bir o kadar güzel ama yine de peri masalı.

Şimdi Elif Şafak İskender’e başlayacağım. Onu da aradan çıkarayım. Sonra kendi okuma listeme devam ederim. Bu arada Sel Yayınları Burroughs Cut-Up üçlemesinin son kitabı Nova Ekspresini piyasaya çıkarmış. Milliyet Sanat DVD eki Catherine Deneuve ve Gerard Depardieu’dan Geçmişte Kalan Aşk (Changing Times) yani Les Temps qui changent. André Techiné. Geçmişte Kalmayan Aşk, Değişmeyen Zamanlar var mı ki? Sizi şakacılar…

 

 

Reklamlar