Etiketler

, , ,

Silgim iyi benim.

Bir kaç olasılık var.

1- Gençliğinde çivi yazısına rağbet eden beyin seneler ilerledikçe dolma kalem, tükenmez kalem, kurşun kalem gibi nispeten silinebilen aletlere geçip en sonunda tebeşirde karar kılıyor. Gerçi tebeşire de razıyım ya bir zamanlarki alışkanlığım gibi duvara, havaya, suya yazsaydı. O zamanlar da gelecek belki, bilinmezki. Bir sürü Muazzez İlmiye Çığ çıkmaz ki… Duyumlarıma göre Amerika’da ölçüm yapmışlar, senin beynin bir genç kızın performansına sahip demişler. Bir de aslına bakarsanız benimkinin genç kızlık performansı da bundan pek matah bir şey değildi.

2- Hani şu benim illa yazar olacağım, ölmeden bir eser bırakacağım sevdam var ya, yazı süreci üzerine ne kadar ne yayın varsa okumaya çalışıp, gelmiş geçmiş tüm yazarların alışkanlıklarına kulak veriyorum. Çoğunun ortak paydası elde bir defter ve kalemin hazır, nazır bulunması. Daha henüz o kadar pişmedim, pişemedim. Alışkanlıklardan kopmak zor. Bir de elimde bulunması yetmiyor, kullanmak lazım. Henüz duyduğunu, hissettiğini yazan kalem icat edilmedi. Fakat demek istediğim az buçuk da olsa bir şeyleri kaydetmeye çabalayan beynim edindiğim kalem ve deftere güvenerek yan gelip yüzmeye başladı.

3- Rüyalar yoğunluğunu, sıklığını, uzunluğunu arttırdıkça, hele bu aralar öyle fazlalaştı ki 5 film üst üste devamlı matinelere döndü, hayır şikayet ettiğim yok da arada bir salondan çıkmama izin verseler, gidip bir patlamış mısır alsam, frigo yesem… Diyeceğim içeride günlük olayları kaydetmeye yer kalmadı.

Dün sabah Küçük İskender söyleşisinin keyifli anlarını paylaşmaya çalışırken bir anda anladım bu durumu. Daha çok şey vardı aslında o kısacık zamana sığan. Öylesine güldüm, eğlendim.

Küçük İskender’e sitem ettiler. Soruların cevaplarını doğru vermiyorsun, dediler.

Bir sabahın köründe telefon çaldı. Açtım. Karşımdaki İlhan Berk. İskender kalk çabuk diyor.

Ne oldu abi?

Kalk, kalk. Şairler müezzinlerden evvel kalkmalı.

İşte şairler bir parça çılgın insanlardır. Doğru yanıt vermeleri beklenmemeli.

Hani şimdi eleştirmek gibi olmasın ama bazı sorular vardı, yanıtı olmayan… Soru demeye bin şahit ister. Akıllı, bilgili görünebilmek uğruna düzülmüş. Bu uçuk cevaplar da olmasa öylesine güzel geçebilir miydi bu etkinlik.

Kıssadan hisse: Daha fazla not almalıyım. Daha fazla kaydetmeliyim. Kayıt cihazını bir türlü sevemedim, o anki ruh halimi, ortamı hiçe saymasa… Denklemin bir tarafındaki algı filtreleri hep eksik.

Not: Eylül ayının bu hoş serinliği başka hiç bir ayda yok. Ve ne yazık ki senede tek bir Eylül ayı var. Hiç bir gününü boşa geçirmemeli.

Bir türlü sığışamayan kedi

Üst dudağına botoks yaptırmış kedi

Reklamlar