Etiketler

Yahu bazı şeylerin saati değişince neden her şeyim allak bullak olur?

Kendi günümü kendim ayarlama lüksüne sahipsem eğer, günlük alışkanlıklarımın saatlerini ne diye habire değiştirip dururum?

Allak bullak olmak sevilen bir yaşam tarzı olabilir mi?

Bugün bu 3 soru aklımı kurcaladı durdu. Dünkü kitaptan mıdır nedir, halbuki daha elime bile almadım, hani şu Mutluluk için Günde 3 alışkanlık başlığı olan, bugün bütün alışkanlıklarımı bilinçaltı allak bullak ettim. Sabahları elime kahveyi alıp, koltuğa çapraz yatıp elime kitabı sıkıştırmak varken sabahın 6:30’unda sahile yürüyüşe çıktım. 2 saat sonra eve dönüp duş almak varken kumsal üstünde açılan kahvelerden birinde, bakır sahanda yağda yumurta yedim ve çay içtim. Denize girenleri, güneşlenenleri seyrettim. Üstüne üstlük bir arkadaşımın ablasının evine doğaçlama dalıp zamanımı umarsızca ve fakat gayet keyifli bir şekilde harcadım. En nihayetinde eve döndüğümde duşumu aldım ve hiç bir şey yapmadan tavana bakarak oturdum. Bir müddet sonra kendimden geçmişim.

Ara sıra gittiğim yerler var. Bunlardan bir tanesi Tünel’in oralarda İstiklal Caddesi ile Şişhane arasında kalan hemen hemen hiç kimsenin bilmediği ara sokaklardan birinde. Mermer bir girişi var. Yine mermer merdivenlerden oldukça aşağı iniyorsun. Aniden eski uygarlıkların o muhteşem mimarisiyle burun burunasın. Bir inşaat sırasında tesadüfen bulunmuş. Halka açık değil. Sadece bilenler ziyaret edebiliyor. Ben şahsen bizimkileri götürdüm. Sonra bir kaç arkadaşımı daha götürdüm. Gerçi oraya girmek için biraz cesur olmak lazım. İçerisinin labirentten farkı yok ve ayrıca çok büyük. Kaybolmak an meselesi. Hatta burayı tesadüfen ilk keşfettiğimde vakit akşama yaklaşıyordu. Az kaldı içeride kapalı kalacaktım. Aslında benden başkaları da vardı tabii ama çok az sayıda. İlgilenen de az. Devlet hiç ilgilenmiyor zaten. Özel bir girişim sayesinde içeride kazılar yapılıyor, arkeolojik çalışmalar var. İşte bu yüzden henüz halka açık değil. Bir gün gelir de açılırsa muhteşem bir şey olacak. Bir sürü heykel, mozaik, henüz ortaya çıkmamış ya da yarı çıkmış. Dediğim gibi her yer mermer. Havuz bile yapılmış. Beyaz mermerden. Açıklayamadığım başka bir şey de yerin altına inilmesine rağmen, çoğu alanda gün ışığı  bir şekilde sağlanmış. Eski uygarlıklardan korkmalı.

Ayıldığımda işte bu mekana gidip döndüğümü fark ettim. İlk refleksim, sokak ismini ve tam yerini net bir şekilde deftere kaydetme isteği oldu. Gerçi her gittiğimde hiç sorun olmadan bulurum ama olur da çok yakın bir arkadaşım meraklanır adres ister, ya da ben uzun zaman gitmeyince şaşırabilirim. Böyle düşünürken yerimde doğruldum tam masaya uzanıp kalem kağıt alacaktım ki…

Kendine gel Qune dedim, bu bir rüya!

 

 

Reklamlar