Etiketler

,

Okuldayken hafta sonları göz açıp kapayıncaya kadar geçer, dersler yetişmezdi. İşe başladım hafta sonuna ders verilmiyordu artık, ama yine de cumartesi ve pazarın seyretme hızı kesilmedi. Hafta içinde yapılamayan bir çok şey için, ki alışveriş, eğlence, sosyalleşme, spor bunların en öncelikli akla gelenleri, bir de kısa geziler, ziyaretler, sağlık kontrolleri de düşünülürse 48 saatlik bir süre neye yeter ki dedim. O zamanlar mantıklı bir yaklaşımdı. Peki şimdi neden hafta sonları yine aynı hızla ve hatta daha da hızlı geçiyor? Ne ödev var, ne de hafta içindeki o yoğun tempolu iş güç.

Kesinkes inanıyorum ki saatler haftanın günlerine eşit bir şekilde paylaştırılmamış. Artık hangi ülkeler bilmiyorum, G3, G5, G7, G11 ve hatta belki G250, hep birlikte masaya oturmuşlar ve demişler ki biz bu hafta sonlarını kimselere fark ettirmeden bir kaç saat kısaltıp hafta ici gunlerine eklersek toplumların performanslarını en iyi şekilde en fazla arttırırız. Ve, kimse fazladan çalıştığının farkına bile varmaz, ruhu duymaz amma dünyamız topluca, toplumlarca ileriye gider.

Dolayısıyla bu düzeneğin ortak bir komplo olduğuna ve dünya bazında İngiltere’deki Greenwich’in altında çok gizli bir Saatleri Ayarlama Enstitüsü olduğuna eminim. Yalan mı? Hangi ülkeye giderseniz gidin hafta sonları hep daha kısadır. Tüm dünya vatandaşları da bundan şikayetçidir.

Otopark’ta arabanızı nereye park ettiğinizi bir türlü bulamıyorsanız, siz de benim gibi yapın. Araçtan inmeden once nerede olduğunuzu fotoğrafla cep telefonunuza belgeleyin. Sonrasında dikkat edin telefonu çaldırmayın, bir yerlerde unutmayın.

Afiyet olsun.

Reklamlar