Etiketler

, , , , ,

Dün durup dururken sinirlendikten sonra bu sabah da aka boka söylenerek devam ettim. Neyse ki tek başınayım. İçimde nasıl bir kızıp köpürme anlatamam. Ağzımdan çıkan buharları gözüm gördü.

Soğuk suyun altına gireyim diye düşündüm. Cesaret edemedim.

Yürüyüşe çıkayım dedim, olmadı. Su söylemiştim çok geç getirdiler.

Kitap okumak. Maalesef o da mümkün olmadı. Ender durumlardan biridir bu.

Hiç bir şey kesmedi. Böyle zamanlarda eskiden şunu yapardım. Bir top beyaz kağıdı önüme çeker, mükemmel kayarak yazan kalemimi takınır, yanıma dış görünüşünü en sevdiğim kitaplardan birini alır, başlardım temize çekmeye. 10 sayfa, 20 sayfa, ta ki sakinleşene kadar. Bazen üst üste bir kaç gün yazmaya devam ederdim. Artık kendi kitabımı yazıyorum havalarına mı girerdim hatırlamıyorum o kadarını, ama bir büyük hayallere dalardım ki sormayın gitsin. O an birisi hadi söyle bakalım en son yazdığın cümle ne dese, değil cümlenin, kelimenin bile farkında değilim. Görsel-yüzeysel çalışıyorum anlaşılacağı.

Dolayısıyla bu sabah sakinleşmek için, aklıma Leylak Dalı’nın organizasyonu sayesinde, ki geçen sene katılmadığıma pişmancıklar olmuştum, blog arkadaşlarıma yeni yıl kartları yazmak geldi. 3 saatimi aldı. Ben rahatladım. Şimdi günün geri kalanına yeni uyanmış gibi başlayabilirim.

Son günlerde o güvensiz, kararsız ve mütevazi duruşumun ardında, aslında içten içe, gizli-saklı, en derinlerde bir öz güven kaynağının çağladığından şüpheleniyorum.

Artık bu öz güvenin ne kadarı Kirko’nun marifeti, bilinmez. Kriko olmadığı kesin. Cahil, Cadaloz, İki yüzlü. Dönek anlaşılacağı, Yalancının Tanrısı, Düzenbaz. Sanırım iyi kaynana olur benden.

Geçen hafta koşudan, ay dilim sürçtü, yürümekten döndüm. Koşmaya kalksam tepetaklak yuvarlanırım herhalde, o denli büyüdüm. Gerekli adrenalini almış, yeni bir depara hazır durumdayım. Ev işlerine küçümseyici bakışlar fırlatıyorum. Hele mutfak… Hop, bir sihirli değnek çırpışıyla hallolacak. Akşamdan kaldığını belirteyim. Yalnız yürüyüşten geldim ya, canlı karides gibiyim.

Alelacele içeri odaya geçtim. Üzerimdeki sırılsıklam tişört, eşofman, çorap ne varsa hepsini değiştirirken, işin aslının hiç de öyle akla geldiği gibi olmadığı bir anda kafama dank ediverdi.

Evet, işler bayağı, her iki anlamda da kullanılmıştır; işler çok adi ve işler oldukça çok.

Peki neden kolay gözüküyor gözüme?

Zaten küçük görenden kork demişler. Diğer bir deyişle kendine fazla güvenenden. Şu tavşan-kaplumbağa meselesi. Aman, ne olacak canım, şıpın işi, şimdi aklıma takıldı bu şıpın da kim acaba, hemen bitiverir.

A-ha. Hemen bitiverir. Akşam yemeği hazırlama dahil en az 3 saatimi alır o mutfak. Doğru mu?

Doğru?

Bu tespitten sonra aklım hemen bitmeyen yazı işlerime kaydı. Bu alanda da aynısının tıpkısı bir davranışta bulunmayayım sakın?

İçime kurt düştü.

Şimdi, aklımdan bin türlü fikir geçer. Leğenler dolar taşar. Olayın asıl enteresan kısmı bu değil. Neredeyse her an böyle. Duvara boş bakıyorum dediğimde bile aslında o öyle değildir.

Peki hangisi o zaman?

Her bir fikri, bazen de içinden ayıklama yaparak sadece kayda değer olanları zihnimde iyice detaylandırırım. Belki roman, belki öykü, belki kısa bir blog yazısı, belki de Kiki’ye ithafen bir şiir. Gerçi uzun zamandır yapmadım. Eskiden çok güler, sevindirik olurdu.

Hah yüzüm güldü.

Şöyle diyorum:

Zihnimde her şey hazır. Bir kağıda geçirmesi kaldı. O da kolay. Zor olan düşünme kısmıydı. Akşama oturur sakin sakin yazarım dediğim anda 1-0 mağlup durumdayım.

Bazen de tam tersi olur. O anda yani fikir zihnimde iyice kıvama geldiğinde, elimde ne iş varsa bırakır kağıda kaleme koşarım. Bir kaç saat sonra bitiremediysem eğer, ki genelde bitiremem, ufak tefek notlar alıp, nasıl olsa başlangıcını yaptım gerisi çocuk oyuncağı havalarında, yerimden kalktığım anda 2-0 mağlubum.

Nadiren tüm gün çalışıp ve hatta bir kaç gün ardı ardına devam edip başı sonu olan bir metin çıkarabildiğimde…

Of çok yoruldum, düzeltmesini bir kaç gün sonra yapayım. Hem tüm yazarlar ağız birliği etmiş, metni dinlendirin demiyor mu?

Diyor.

Eh, o zaman? Zaten işin aslını kotardım. Gerisi kolay canım…

Dediğim anda 3-0 mağlubum.

Dolayısıyla her katmanda kaydedilmiş çeşitli mağlubiyetlerimle varım.

Kıssadan hisse: Öz güven olsa da elde var sıfır, olmasa da. Öyleyse ne işe yarar bu meret?

Reklamlar