Etiketler

, , ,

Zaman kısaldıkça gerçekleştirmek istediklerimin miktarı da artar oldu.

Evin her tarafında gerek elle tutulur olsun, gerek hayali bir sürü hedef köşelere yığılı durmakta.

Bense koltukta çaprazlama yatmış yanı başımda kahve, elimde kitap ne okumakta olduğum satırlara odaklanabiliyorum ne de yerimden kalkıp çeşitli hedeflerimin köşelerinden birer birer tutmaya yelteniyorum.

Günler daha da hızlı geçiyor, ortada sonuçlanan hiç bir şey yok. Akşama yemek bile yapılmamış. Tatil ihtiyacı baş göstermiş ve fakat müdür hanım senelik iznimi onaylamıyor. Birikmiş dosyaları işaret ederek şöyle diyor: İşler var. Kriko bu. Kirko’yla evleneli, çoluk çocuğa karışalı beri başımın etini yemekle kalmayıp günden güne idareyi ele almaya çalışıyor.

Çok savaştım. Şimdi boyun eğiyorum. İyi bir sıçrayış yapabilmenin ön koşulu önce kabullenmektir.

Ayakları yere basmanın zamanı geldi.

Öncelikli İşlere Öncelik Ver. Stephen Covey.

İlk önce öncelikli işlerin neler olduğunu tanımlamam gerekti. İşte bu çok zor oldu. Benim öncelikli işlerim daima kitaplar, yazı, blog, gezme tozma, tweet atma, fotoğraf çekme, arkadaşlarla sohbet, film, dizi, vs seyretme, neyseki bilgisayar oyunlarında bir önceliğim yok, o da bir şeydir.

Bu öncelikler toplum içi yaşama luzumatlarıyla feci şekilde çakıştı. Toplum içi derken önce çekirdek aileden bahsediyorum. Şöyle Conrad Oteli’nin en üst katında dayalı döşeli bir dairemiz olsa ve bize ailecek baksalar inanın bu çakışma hiç yaşanmayacak. Uzun müddet bunu bekledim. Olacağı yok, benden söylemesi. İstediğin kadar evrene mesaj yolla, pozitif enerji saç, bin kere her gördüğüne görmediğine tekrar et, seni duyan da yok, hisseden de. Tüm bunlar palavra. Hayır denedim biliyorum. 5 sene önce neredeysem, bugün iki sağa üç sola yine aynı yerdeyim. Parantez içinde; asıl deyim beş aşağı beş yukarıdır ancak sıradan insanlar, aşağı yukarı oynuyorum sanır ve fakat sadece sağa sola gider. Seviye atlamazlar. Ve yine fakat yanılsama sahibidirler. Yeryüzünde yukarı aşağı oynayan bir avuç kişizat vardır.

Daha sonra genel topluma da geleceğim ama öncelikle çekirdek toplum içindeki gidişatı ele almak lazım. Dünya dünya olalı en önemli sömürü buluşu olan Time Management’ı uygulamaya karar verdim. Pes ettiğimin fotoğrafı.

Gene kaydım konudan konuya. Önce öncelikli işlerin tanımını yapıyordum. Bu işler şöyle: ev temizlik, tadilat ve bakım işleri, evle ilgili idari takip işleri, bütçe işleri, ev personeli özlük işleri, ev personeli ihtiyaç düzenlenmesi, personel bakım prosedürleri, satın almayı ilgilendiren işler, yakın ve/veya uzak gelecek planlama, ödemeler, ev stok yönetimi, yiyecek içecek yönetimi, sosyal sorumluluk işleri, halkla (aile ve/veya arkadaş) ilişkiler, hediye takip planları, yeni yıl hedefleri, en önemlilerini unutuyordum üretim, satış, pazarlama, vs…

Şimdi gelelim ilk attığım adıma:

1 hafta boyunca günlük düzenden hiç bir değişiklik yapmadan dakika dakika hangi işe ne kadar zaman harcadığımı A4 sayfalarına yazdım. 1 hafta sonundaki incelemelerim bana en çok nerelerde vakit kaybettiğimi gösterecekti. Aklımda şu vardı. Kitap, yazı, gezme tozma işleri. Ve fakat…

Karşıma şu gerçek çıktı. Özetle:

En fazla zamanı, evden çıkarken telefonumu nereye koyduğumu aramakla geçiriyordum. Ya da evde olduğunu bildiğim ve fakat bir türlü bulamadığım 1 kalem mal, bu atkı, şapka, eldiven türünden olabildiği gibi idari işlere ait 1 kalem de olabilirdi. Bir üçüncü vakit kaybıysa işleri biriktirerek yapmamdan kaynaklanıyordu. Sabahları uyanabilmek bahanesiyle mutfağı ve salonu darmadağın bıraktığımdan, mutfak ya da salonla ilgili bir iş bitirmek istediğimde önce bir evvelki günden kalan dağınıklıkları toparlamam gerektiği için bir gün evvel kazandığım ve genelde tavana bakarak geçirdiğim vaktin iki katını kaybediyordum. Ayrıca, çamaşırları biriktirerek çamaşır günü yaptığımdan, hem o gün bayıntılar geçiriyordum, hem de başka hiç bir şey yapamaz hale geliyordum. Çok fazla birikmiş olduklarından kurumaları için çok fazla enerji ve zaman tüketiyordum.

Tabii hemen aklıma American Dream filmleri geldi. Orada ev kadınları ne yapar? Sabahın köründe kalkar, evet ben de kalkıyordum, çamaşırı makineye koyar, kahvaltıyı hazırlar, ev personelini yollar ve koşuya çıkar. Sonra gelir duş alır, keyfine bakar. Akşama doğru yemeği hazırlamaya girişir.

Uygulamaya geçtim. Bu arada vakit kaybettiğim başka işler de çıkarttım. Mesela çorap, havlu ütülemek. Vazgeçtim.

Bu arada evi sadeleştirme çalışmalarına giriştim. Mutfağın bir kısmını hallettim. Vakit kaybettiğim kalemlerden bir tanesi de mutfak çekmecelerinde alet aramaktı. Düzeltmeye başladığımda tam 7 adet şişe açacağı, 3 adet bıçak bileyicisi, 5 adet portakal/limon sıkacağı, 3 çeşit peynir dilme, rendeleme ıvır zıvırı, ki hiç birini kullanmıyorum, yine 3 farklı püre yapma aleti, 7 çırpıcı, 4 kabuk soyucu, inanılmaz çoklukta tek kullanımlık plastik çatal, bıçak, kaşık, tabak ve bardak bulup çıkardım, ki elime aldığımda kendiliklerinden kırılır durumdaydılar. Daha ne kadar saysam bitmez. Geçenlerde Bio kanalında çöp evlerde oturanların yaşamını seyrettiydim hani neredeyse o durumdayım. Sonunda belediye gelip duruma el koyuyor. İnsanlara acıdıklarından değil, o çöp ev insanlarının evde besledikleri evcil hayvanlarının hayatlarını tehlikeye attıkları için… Belediye hayvanları kurtarmaya geliyor. Korktum açıkçası.

Sonra Kiki’nin dağ oluşturmuş çoraplarını eşleştirdim. 25 tek çorap attım. Geriye kalanlar 45 çift. Kimin bu kadar çorabı olur ki? C.İ’nin’kiler 37 çift. Benimkiler keza… Neden? Çamaşır biriktirme huyundan. Hay aksi! Hepsi kirlide, hadi o zaman gidip 1 düzine çorap daha alalım. Çözüm: American Dream.

Ayrıca internette çok fazla vakit harcadığım ortaya çıktı. Kıssadan hisse bugünkü vaktim doldu. Zaten sanal ortam, mail, blog, twitter, roman projem, kitaplar vs öncelikli işler içinde yer almıyor maalesef. Time management’ı etkili uygulamaya koyduğumda daha çok zamanım olacak. İştahımı işte o günlere saklıyorum.

Not: Dukan’ı bıraktım, Karatay rejimi ile ilgileniyorum. Sonraki etap Taş Devri diyeti.

Reklamlar