Etiketler

,

Şu karar alma aleti gelene kadar böylesine kararsız olduğumu algılayamamışım. Her ne kadar kendimi iyi tanırım şeklinde övünsem de bazen, hatta çoğunlukla etrafımdakilerden farklı görüşler alıyorum.

Dünkü kararlılığımdan sonra bu sabah acayip uçlamalara düştüm. Uçlamak diye bir fiil yok sanırım. Bari açıklamasını da yapayım. Bir kaç saniye içinde bir uçtan diğerine defalarca gidip gelmek. Bu fiile genellikle Terazi burcundan olanlar yakalanır. Teraziler arasında bile farklı hızda ve tipte olan çeşitlemeleri  sık görülür.

Saati 5:30’a kurdum 6:00’da kalktım. Bir türlü karar veremedim.

Hemen gidip bilgisayarı açtım. Yazacağım.

Peki ne yazayım?

Bilmem. Daha önce de söylemiştim, anlatacakların çok olmasıyla hiç olmaması aynı sıcak ve soğuk yalamasının tende yaptığını ruhta gerçekleştirir.

O zaman bir kaç blog okuyayım.

Dalmışım. Kalkıp kahve koydum. Aklım başıma geldi.

Biliyorum saat 8:30’da yürüyüşe çıkacağım. Feng Shui’ci arkadaşım, çarşamba sabahları yoldaşım.

Bir ara duş almam lazım.

Bugüne şu hedefi koydum: Romanın ilk 50 sayfasını bir oku bakalım da ne yazmışsın öğrenelim.

Öykülerine şimdilik dokunma. Onlar biraz daha pişsin.

Sanki ocağa koydum da…

Öykülerimin merkezlerinin bulunmadığı kanısına vardım. Büyük ihtimal romanda da olmayacak. Hani olacaksa da ben henüz bulamadım.

Gerçi, bu roman Soap Opera  olsa bile razıyım da, Arap Soap olmasından korkum.

Kahve de kesmedi. İyisi mi ben bir duşa gireyim.

Tam ayağımı küvetten içeri atıyordum ki, aklıma geldi.

Nasıl olsa 3 gün sonra bütün aldığım kararlardan vaz geçeceğim, o zaman neden bu kadar kafa patlatıp irade kullanmaya çalışıyorum ki, şimdiden pes etsem ya…

Yine de bunu düşünür düşünmez kötü bir mağlubiyet dalgası gelip geçti yakınımdan. Elimi sallayıp kovuşturdum hemen. Kovmak mastarını, mesela sinek,  esas alan anlamda kullandım. Soruşturmayla yakından uzaktan ilgisi yok.

Şu an kahvaltıya başlamış olmam lazım ki yürüyüşte aç-bi-ilaç baygınlıklar geçirmeyeyim. Karar aletime sordum:

Kahvaltıya gitmeli miyim?

Sarkaç halen sallanıyor. Birazdan cevabı vereceğim. Ona göre ya devam ederim, ya da burada keserim bu sabah.

Definitly. Kesinlikle, çıktı.

Kusura bakma günlük.

Daha yazacaktım ama…

Elim kolum bağlı.

Kehanet büyük yerden.

Yazdıklarıma şöyle bir baktım da; ben mükemmeliyetçi miyim, değil miyim karar veremedim.

Arkadaşlarım evet öylesin diyor, bense tam aksini savunuyorum.

Bugüne kadar karşılaştığım mükemmeliyetçilere hep deli muamelesi yaptım.

Yoksa ben de onlardan biri miyim?

Reklamlar