Etiketler

, , ,

Image

Ağır bir kitap okuyorum bu aralar. O kadar ağır ki… Hazım çayı, kahve, konyak hiç biri fayda etmiyor. Bu sabah biraz pes ettim, zaten gitmiyordu. Kitap yüzünden zihnim ve bedenim öyle ağırlaşmış ki yığıldıkları yerden kaldıramadım bir türlü. Baktım olacak gibi değil, bu ağırlığı biraz da uzun zamandır ihmal ettiğim bloga aktarayım, dedim. Çok ağır bir şeyler yazayım.

Bu sıfatın kendi yakıştırmam olduğu sanılmasın, kitabın üzerinde yazıyor: Ağır Kitaplar / Ayrıntı Yayınları

Michel Foucault – Cinselliğin Tarihi

Uzun zamandır raflarda durup duruyordu. Aradan şöyle bir iki paragraf okuyup hemen yerine yerleştiriyordum. Havalar soğuyunca, evden çıkmak iyice zul olunca arada bir, bir kaç paragraf yerine baştan sona okumak iyi fikir geldi. İyi fikir olmasına iyi de… Dolu kova misali, içini gidere dökmezsem devam edemeyeceğim duruma geldim, bu sabah. Yağmur da yoktu İstanbul’da ama…

Oldukça vahim.

Bir bakıma aslında, bu tür kitapların oldukça faydalı olduğuna kanaat getirdim. Evet çok ağır gidiyor ama yazdırıyor. Bitmek bilmeyen roman projesinde bile dağlar taşlar ilerledim. Bir satır okuyorum, elimdeki deftere 2 sayfa yazıyorum. O bir satır içeri girer girmez öylesine kasırga estiriyor ki, zaten bulanık olan mekanı iyice allak bullak ediyor. Tek çareyi Feng-Shui’de buluyorum. Eski, kullanılmayan ne varsa toparlayıp yazarak boş kağıda doldurup, kapının önüne koyuyorum.

Çok fazla gevezelik etmeyeceğim. Hava koşullarına bağlı olarak son bir kaç gündür fazla kasmadan yaşadığımız için bugün artık belirli bir düzeni korumak adına bir takım girişimlerde bulunmam lazım. Öncelikle kuaföre koşacağım. Akıl bulanıklığına en iyi gelen şey saçlarda şöyle bir renk ya da biçim değiştirmektir. Ayrıca beklerken okunan Alem, Şamdan, vs gibiler bir anda hayal dünyasından çıkarır ve beni gerçeğe odaklar. Göztepe Kıramer’in yıkama koltuklarını düşündükçe şimdiden keyfim yerine geldi. O koltukların bacak kısmı yukarı kalkar ve yatak gibi olur.  Saçlarım, beynim de sıcacık ve emin ellerde. Oh!

Geçen haftalarda çok gezdim, çok film seyrettim. Paylaşmaya vakit olmadı. Hala da yok belki ama şu Balat gezisinde çektiğim fotoğrafı göstermeden duramayacağım.

Image

Bu arada ben yazmazken wordpress biçim değişikliğine gitmiş. Ne nerede pek bulamadım. Yazdıklarımı yayınlamadan önce son hali nedir diye bakabildiğim bir preview düğmesi vardı, ki tıklayınca yan sekmeye açılım yapıyordu. Şimdi bu özelliği düğme kısıtlamasından kurtarmışlar. Bir yanda özgürlüğünü bulması açısından iyi olmuş ancak diğer yanda mekan kısıtlamasına giderek yan sekmede değil yazdığım gönderinin altına her daim bulunabilecek şekilde, bahsettiğim gibi düğme şartından bağımsız, yerleştirmişler. Son hali görebilmek için ekranı bir aşağı bir yukarı kaydırmak zorunda kaldım.

Hayır, oldum olası kişilik olarak dikey yayılmacılardan olmadım. Hayat boyu yatay gelişimi destekledim. Dolayısıyla wordpress’in bu değişikliğini acayip kınıyorum. Neyse… Fazla kilolarımı verirsem eğer, yatay olarak biraz geri toplayacağımdan, bu yeni sisteme belki alışabilirim.

Gönderi pek ağır aksak oldu. Bu sabah bunu yazmamın bir diğer amacı da hayatta olduğumu ve aklımın her zamanki gibi bulanık sularda gezindiğini bildirmekti.

BAŞARDIM.

Not: Başarı elde etmek, aslında, işte bu kadar kolay ve herkes tarafından ulaşılabilir.

Reklamlar