Etiketler

, , , , , ,

Blog yazmadığım günlerden birinde banyodaki aynanın karşısında yüzümü gözümü düzeltmeye çalışıyordum. Kiki kapıda belirdi. Görünüşünden, hadi hemen çık, içeride işim var, diyecek zannettim. Bizde öyledir. Sıra beklenmez, elde edilir. Bir de herkesin aynı anda, aynı mekanda, aynı işi yapacağı tutar. Toplu halde ve sıkış tıkış hareket ederiz.

Bu evde çok büyük bir haksızlık var.

Bunu bağıra çağıra, el kol hareketleri yaparak söylemesinden hah dedim devrim yapacak. Eh, yaşı geldi, geçiyor bile. Geleneksel istek bildirme seanslarından farklı bir girişim söz konusu, çünkü.  Öylesine farklı, ki C.İ. bile içeriden yardımcı kuvvet olarak fırladı geldi. Ne olsa devrimi bastırmak lazım. Hem kendi hesabıma konuşayım, hiç öyle haksızlık falan yapıldığını sanmıyorum. Hayır, yapılıyor olsa bile kurban kesin benimdir, başkası değil. Öyle düşünüyorum işte. Bir yandan da dahasını duymak üzere meraktayım. Bu lafın altından ne çıkacak? Daha fazla harçlık… Daha fazla özgürlük… Geçen defa bu aynısının benzeri lafla ve tavırla ortaya çıktığında 5-6 yaşındaydı. İki kişilik büyük bir yatak ve bir yatak arkadaşı talebi vardı. Ona yapılan çok büyük haksızlıkmış;

Siz iki kişisiniz, büyük yatakta yatıyorsunuz. Ben tek başıma bu daracık yatakta çok sıkılıyorum.

Ayıcığın var ya, Kiki.

Aynı şey değil. Ben de büyük yatak ve kendime arkadaş istiyorum. Büyük haksızlık bu.

Tatlım, 18 yaşını geçince olacak böyle şeyler.

Neden?

Hadi gelin anlatın bakalım neden?

Öyle işte, Kiki. Kimse sana çocuğunu vermez ki bu yaşta.

O zaman bana bir kardeş yapın.

Peki!

Bu seferki derdi başkadır diyorum, içimden. Ne de olsa artıkın 5-6 yaşında değil. Neyse fazla beklemeye gerek kalmadı. Bizimki yumurtladı.

Ben sana anneler gününde hediye alıyorum, babama babalar gününde hediye alıyorum, siz bana çocuklar gününde hiç bir şey almıyorsunuz.

Hayda… Ben daha ağzımı açamadan C.İ arkadan atladı.

Yılbaşı’nda alıyoruz ya…

O sayılmaz. Ben de size alıyorum.

Giderek sıkıştığımızı hissettim. Verilecek cevabım yok. Ve fakat bir şeyler söylemek zorundayım. Altta kalmak hiç hoş bir duygu değil. Evet, almıyoruz. Çocuklar bu boktan dünyaya getirildikleri için ebeveynlerine minnet duyarlar, duymalılar. Saygı gösterirler, göstermeliler. Dolayısıyla bu güzel duyguları her sene ebeveynlerine birer özel hediye vererek kutlarlar, kutlamalılar. Çam sakızı çoban armağanı. Biz öyle eğitildik, seni de öyle eğitiyoruz mu diyeyim. Daha beter. Suskunluğumuzdan faydalanıp iyice üste çıkarak, bir de şunu ekledi:

Bana 17 tane hediye borcunuz var. Haberiniz olsun.

Nasıl olur, Kiki?

Hiç bir 23 nisan’da bana hediye almadınız.

Evet, almadık ama seni hep bir yerlere götürdük. Eğlendin. Çocuk balolarına taşıdık. Orman eğlencelerine götürdük. VS.

Onlar sayılmaz. Ben size hediyeyi hep alıyorum, ama. Hem artık beni bir yere de götürmüyorsunuz.

Çünkü büyüdün Kiki. Artık çocuk değilsin ki? Genç yetişkinsin.

O zaman bundan sonra 19 mayıs’ta hediye alın. Geçen senelerin borçlarını da kapatın.

Balım, peteğim. Bu günler, öyle günler değil ki? Bayram bunlar. Cumhuriyet bayramı gibi.

Ne olur ki?

Bilmem… Ne olur ki? Hiç bir şey olmaz aslında. Biz bunu daha önce niye düşünemedik?

Diyorum işte… Büyük haksızlıklar yapılıyor bu evde.

İçimden, hangi eve istersen git bak, hiç birinde ne 23 nisan’da ne de 19 mayıs’ta çocuklara hediye alınır, demek geçiyor ama diyemem, yoksa alınıyor da bizim mi hiç haberimiz olmadı diyorsunuz. Neyse, küçüklükten beri başkalarıyla karşılaştırma yapmanın sadece mutsuzluk getireceğini söylemiş bir anne olarak şimdi sıkıştım diye tükürdüğümü yalamak zoruma gider. Zaten bir keresinde buna benzer bir şey olduydu da, hemen cevabı yapıştırdı: Hani karşılaştırma yapmamak lazımdı. Şimdi de aynen yapıştırır, adım gibi eminim.

Peki, dedim. Tamam, ama bir kaç sene sonra büyüyeceksin, yetişkin olacaksın. O zaman nasıl olsa bu hediye faslı bitecek…

Hiç de bile. Ben hep sizin çocuğunuz kalacağım. Daima sizden genç olacağım.

İşte, olay budur. Var mı buna cevap?

Büyük haksızlık bu. Sizin hediyeleriniz hep benimkilerden 1 tane daha fazla olacak.

Belli ki hesabı tutulmuş. Ayrıca çok üzülünmüş. Ne diyeyim şimdi? Doğruya doğru. Yılbaşı ve doğum günleri dışında biz ebeveynler daima fazladan hediye alıyoruz. Fakat biz de birilerinin çocuklarıyız yahu. Değil miyiz? Bu düzen böyle geldi diye, hep böyle mi gidecek? Pireler filleri yutacak.

Reklamlar