Etiketler

, , , , , , , ,

Oldum olası sevmişimdir şehir fotoğraflarını desem yalan olur.

Uzun zaman, içinde insan olmayan mekanları resmetmenin ziyankarlığına inandım. Son zamanlarda insanlığa olan inancım yitip gittiğinden bir zamanlarki düşüncemle tanımladığım boş mekanların, dokuların en coşkulu gözlemcisi oldum.

Bu dediğim de yalan. Bugün ne desem hepsi yalan.

İnsanlık nedir? Tanımını hakkıyla yapabilen var mı?

İnançlar sabit midir, değişken mi?

Tanım itibariyle sabit olması beklenebilir. Değişken inanç zaten inanç olmaz. Bilimin ilerlemesiyle her gün bir başka inanç değişime ve/veya dönüşüme uğrarken gelecekte bugününkilerin batıl statüsüne gireceği şimdiden malum değil midir?

Aslına bakılırsa, dijital günlüğüme yeni bir veri ekleyeyim derken bir de baktım ki hiç aklımda olmayan şeyler zırvalamışım. Ve fakat silmiyorum, kalsın. İleride okuyunca çok güleceğim kesin. Niyetime gelince, benim şu blogtan başka bir de bilgisayarın hafızasında tuttuğum, üzerinde pek düşünmeden gerçek anlamda çala kalem yazdığım, bilinçli sansür uygulamadığım ve tabii ki şirfeyle, yanlış okumadınız şifre değil, kibrit’e kirbit, kirpik’e kiprik diyenlerdenim, erişilimini koruduğum başka bir günlüğüm daha var. Bu sabah şu satırları yazdım:

4 Temmuz 2012, Çarşamba

Ocak ayının sondan bir evvelki günü sadece Ö harfini, dikkat çekerim büyük Ö, yazdıktan 6 ay sonra, bugün yeniden işe koyulmam hakkında ne söylenebilir?

Kimsin sen?

Yere dökülen unun, havaya bırakılan uçan balonun sessizliği mi?

Ya da

Unun yere dökülüşündeki, uçan balonun havaya bırakılışındaki sessizlik misin?

Hangi cümlenin daha edebi olduğu, daha kulağa hoş geldiği konusunda çekincelerim olsa da ikincisinin söylenişi zihnimde daha fazla görüntü uyandırıyor. Sanki. Nedenini bir türlü yakalayamıyorum. Belki de “sessizlik” kelimesi eksiz ve yalın haliyle son noktayı koyduğundandır. Bana bu satırları yazdıran Cansever’in şiirindeyse şu dizeler yer alıyor:

Ne peki
Yere dökülen bir un sessizliği mi
Göğe bırakılmış bir balon sessizliği mi
İşini bitirmiş bir org tamircisinin
Tuşlardan birine dokunacakkenki
Dikkati ve tedirginliği mi.

Dün yolda okudum. O andan beri de aklımdan çıkmadılar.

Not: Taşıt araçlarında mide bulantısı yüzünden kitap okuyamayanlara müjde. Günde  bir fincan ballı, limonlu zencefilli çay. Ööle bööle diil.

Reklamlar