Etiketler

, , , , , , ,

Savaş Barıştır.
Özgürlük Köleliktir.
Cahillik Güçtür.

Bir buçuk ay önce izlenimlerimi yazmaya yeltendiğimde, fırsat bulamadığımdan bir türlü bitiremediğim bu yazının alt başlığında Orwell’in Totalitarizm’i anlattığı 1984’ün yukarıdaki şu 3 incisini yazmıştım.

Kitapta tekrar ederek izlek oluşturan bir çok sembol, deyiş, nesne, tema var. Bugüne kadar böylesine zengin ve bir o kadar da sade bir kitap daha yazılmadı desem yerinde olur. Orwell, zenginlik ve sadeliğin içiçeliğini belki de tüm bu yerinde tekrarlar sayesinde gerçekleştirmiş.

1984 hakkında 1,5 ay önce yazsaydım, eminim çok başka bir şey yazacaktım. Bugün bunları yazacağım. Bundan 1,5 ay, hatta 1,5 sene sonra yazsam çok daha başkalarını yazarım. Her elime aldığımda, zamanın ve kendimin ruhuna göre farklı yönünü keşfedebildiğim bir kitap. Üzerinde çok yazılıp çizilmiş, didik didik incelenmiş, okuyanın okumayanın, filmini seyredenin seyretmeyenin, hatta sokaktan geçenlerin 10’da 9’unun hakkında bir fikri olduğu en azından nereden olduğunu bilmese de Big Brother lakabını duyduğu bir kitap.

İnterneti karıştırırken Spark Notes’un, lise öğrencileri için klasiklerin analizini yapan her ne kadar o çağları geçtiysem de, biz bu konuyu işlememiştik hesabı ara sıra bakarım, Shakespeare’ın sonelerini zihnimde anlaşılır kılan daha ne diyeyim, bir yayın grubunun sitesi, hazırladığı çizgi roman tabanlı bir 1984 özetini yukarıya yerleştirdim. Malesef ingilizce, ve fakat kendimi özet yapmaktan muaf tutuyorum. Aff’ola.

Dayanamadım, çok kısa özet geçeyim:

İlk sayfanın sonuna doğru, şu ünlü big brother, altında “BÜYÜK BİRADER’İN GÖZÜ ÜSTÜNDE” yazısının yer aldığı yakışıklı fotoğrafının posteriyle sahneye girer.

Kitabın en baş kahramanıdır. Her yerdedir ama kendisini bir türlü görmeyiz. Hissederiz. Evrenin kurucusudur. Tarihin en büyük yazıcısıdır. Tarih onunla birlikte var olmuştur o derece yani… Var olmayanı var etmesinden ötürü, pek Sartre çizgisinden olmasa da Varoluşçu’dur. Hem, kitaptaki tüm karakterler varlığına duacıdır.

Haftada bir gün topluca Cuma’ya gidilir. Big Brother’dan sonra gelen ikinci baş kahraman Winston, bu Cuma’lara sektirmeden katılmakla birlikte zihninde herkeslerden sakladığı belli belirsiz nifak tohumlarını ekmeye, biçmeye başlar.

Günlük defterine bir ara “Nasıl’ını anlıyorum: Neden’ini anlamıyorum.” yazar.

Ve sonra olaylar bir polisiye roman akıcılığında gelişir. Big Brother’ın yarattığı evrenin tarifi, olayların işleyişi, yapılan işler tamamıyla komedi ve gerçek dışıdır. Ancak herkes can-ı gönülden inançlıdır. Winston kitap boyunca bir Neden arar. Başına türlü maceralar gelir. Aşık olur, sevişir. Cezalandırılır. Sonunda aradığı NEDEN’i bulamaz ancak yine de son mutlu sondur.

Ama artık her şey yoluna girmişti, mücadele sona ermişti. Sonunda kendine karşı zafere ulaşmıştı. Büyük Birader’i çok seviyordu.

Her ne kadar çelişkili gibi gözükse de Savaş Barıştı, çünkü insanlar ancak dış güçlerle savaşırken içeride birbirlerini yemeyi bırakıp sıkıca kilitlenerek tek vücut oluştururlardı. Özgürlük Kölelikti, çünkü özgür insan yalnız insandı, yalnız insan yenilgiye mahkumdu, yenik insan diğerlerinin kölesiydi. İnsanoğlu’nun yazgısı zaten ölüm denen en büyük yenilgiye mahkum olmasıydı. Kendi kimliğinden sıyrılıp partiyle bütünleştiğin zaman ancak, ölümsüzlüğe kavuşurdun. Cahillik Güç’tü, çünkü ne kadar bihaber olursan, o kadar korkardın ve sana atılan yemle yetinirdin bu da bütünü, yani gerçekte o bütünün sahibini, güçlü kılardı.

Kitapta en sevdiğim şeylerden bir tanesi Dil ve Tarih Bakanlığı’nın icraatlari oldu. Özellikle dil için bu Bakanlık, kelimelerini-değiştir-dünyayı-değiştirsin felsefesinde yaratıcılığın dibini vurmuş. Kelimeleri değiştirmekle kalmayıp yok eden bir bakanlık. Mantık şu ki hak vermemek elde değil: İnsanlar, kelimeler yoluyla düşünür, ne kadar az çeşit ve sayıda kelime olursa düşünceler de o kadar sınırlı olur, hatta yok olur. İşte düşünce suçlarını önlemenin en zararsız, kansız yolu.

Son olarak, bugüne kadar okuduklarımı bir beğeni sırasına koyarsam;

1- Fransız Teğmenin Kadını

2- Solgun Ateş

3- Çavdar Tarlasında Çocuklar

4- 1984

5- Yalnız Bir Avcıdır Yürek.

Aslında bu sıralama pek olmadı. İlk 4 kitap bana kalırsa aynı düzeyde.

Reklamlar