Etiketler

, , , , , , ,

Paris’te ilk gün göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Her ne kadar eve erken döneyim dediysem de bir türlü olmadı. Aynı İstanbul gibi bu şehrin gecesi de gündüzü de ayrı güzel. Sabit kalacak yeri olmayan anlamına gelen SDF olmaya, halk arasında sokakta yatanlar tabir edilir, neredeyse özenebilirim. Zamanında SDF’lerle ilgili bir belgesel izlemiştim; çoğu bu yaşamı bilerek isteyerek seçmiş, bir kısmı mecburiyetten seçip yaşam tarzına aşık düşmüş istesen de kapalı bir mekana sokamıyorsun kaçıp gidiyor ve memnun. Buranın tutunamayanları da kendine bu yolu seçmiş işte.

Vakit burada su gibi akıp gidiyor. Fransa erkenci. Yan tarafımızdaki Carrefour City sabahın 7’sinde kepenkleri açıyor ey İstanbul halkı inanabiliyor musun? Ben ki semt pazarına 8:30’da gidebilmek için zamanın geçmesini kitap okuyarak beklerim, ki o zaman bile standların çoğu henüz kurulmamış ya da kurulma aşamasında olur, burada hayat kendi açımdan mükemmel. Bir başka yönü de ucuza çabuk ve sağlıklı yemek pişirme sisteminin tıkırında işlemesi. Her şey çalışan kadınların, erkeklerin emrine amade. İş çıkışı köşebaşındaki marketine uğra, bizim yanımızdaki akşam 22:45’te kapatıyor, gerekli erzağını al, yukarı çık yarım saatte pişir, ye, kaldır. Bu kadar basit. Bu bir rüya, bir cennet.

Evden çıkıp, 9. bölgede Pigalle ve Haussman arasında bir derede kalıyoruz, bu macerayı da bilahere anlatırım, sabahtan yola çıkıp Luxembourg’a kadar yürümeyi düşündük. Yolda konuşuyoruz.

Kilit köprüsüne de gidelim.

O da ne?

Musso’nun son kitabında geçiyor. Merak ettim gerçek mi, değil mi?

Gerçektir.

Önerme falan değil, kesin ispatı yapılmış kural anlamında konuşuyorum. Kurgu tekniklerine giriş dersleri aldım ya çok biliyorum artık…

Kurgu inandırıcı olsun diye mekanlar gerçekten seçilir.

Sus ya, başlama yine.

Neyse işte biz böyle konuşa gülüşe rıhtım kenarında yürürken, bir de baktık ki karşıda nehir üzerinde göz kamaştıran bir köprü duruyor. Kesin adres vermek gerekirse tam ortadaki adanın ayrımına gelmeden önce bir yerlerde… 9. cu bölgeden aşağı inerken Condorde oklarını takip ediyorsun. Louvre’un içinden geçip tam karşınıza çıkan köprüden de geçin, adını unuttum şimdi, Invalides yazan okun tam tersi yönde kıyın kıyın ilerlemeye devam edin. Yeri gelince hava güneşliyse sizin de gözünüz kamaşacaktır. Öyleyse köprüyü buldunuz. Cepte ya da çantada bir kilit ve bir silinmez kalem taşımak çok proaktif olur. Ben olamadım bari siz olun. Hemen orada aşkınız neyse ya da kimse yazıverip boş bulduğunuz bir yere kilidi asın. Aşkınız kilitli kalsın. Ne o sizi terk edebilsin ne de siz onu. Ömür boyu bir şeylere ve/veya birilerine kenetli yaşamak isteyenlere tavsiye edilir.

Zaman doldu. Arkası başka zaman.

Sevgiler sevgili günlük.

Reklamlar