Etiketler

, , , , ,

Sabahtan bir heves kalktım. Bilgisayarın başına geçip yazdım. Sonra ne oldu bilmiyorum, ekrandakiler hop gitti. Her şey silindi. Ak, pak sanal kağıtla karşı karşıya kaldım. Ne olduğunu anlasam belki elimden bir şeyler gelir. Kurtarabilirim, derken… Boşverdim gitti. Kapattım bilgisayarı. Zaten yarım bıraktığım ve bitirdiğim işlerin bir listesini yapıyordum. İpucu vereyim yarım kalanlar, tamamladıklarımın en az 10 katı.

Bu her şeyi yarıda bırakma hissi çok canımı sıktı. Görmekte olduğum rüyayı da mı tamamına erdiremeden uyanmıştım yoksa bu sabah? Ne diye kalkar kalkmaz, kahvaltımı bile etmeden bu listeyi çıkarmaya soyunayım? Ayrıca, bu dünyadan giderken her şeyi yarıda bırakıp gitmeyecek miyim? Zaman, her ne kadar fiktif bir kavram olsa da, yine yarıda kalmış olmayacak mı? Çünkü o benim zamanım. Gün ortasında, ay ortasında, hafta ortasında, senenin tam ortasında… Zamanın sonuna kadar gelmek mümkün mü ki kalkmış şu arada derede yarım kalan işlerin bilançosunu yapıyorum? İçimden hepsini toparlayıp çöp kutusuna koymak geçti.

Yapamadım.

Elime almasam da henüz vedalaşmadığım bir sürü iş var. Zaman ne zamana kerim?

Belli ki bugün düzgün bir şey çıkmayacak elimden. Daha fazla kasmadan burada bitti, bu yazı. İyisi mi gidip bir tavuk kanat, yanında da haşlama brokoli yiyeyim.

SON.

Reklamlar