Etiketler

, , ,

fotoğraf (5)

Dün akşam değişik bir şey yaptık. Bir arkadaşımın tavsiyesi ve bize bilet alması üzerine bilmediğimiz bir tiyatronun bilmediğimiz bir oyununu seyretmeye gittik. Tiyatro adı üzerinde, İstiklal Caddesi Galatasaray mevkiinden Tünel’e doğru inerken sağ taraftaki iki pasajı geçtikten ve Greyder mağazasının tam önündeki daracık bir geçit-sokak olan Olivya’dan girdikten sonra soldan ilk kapı, Olivya Han’ın ikinci katında yer alıyor. Bina oldukça eski. Parçalara ayrılmasına ramak kalmış desem daha doğru olur. Dünkü ıslak havanın da etkisiyle oyunun başlamasına yarım saat kala, yani akşam sekiz civarları esrarengiz bir atmosfer içerisinde kapıdan içeri girdik. Esrarengiz diyorum, zannedersin ikinci dünya savaşı sırasında Paris’te bir apartman dairesi içinde gizlice buluşup bir sonraki adımlarının ne olacağına karar vermek için toplanan direnişçilerdeniz. Öyle ki doğru adres olduğundan bir kere daha emin olmak için etraftan teyit almak istedik, dünün ıslak ıssızlığında zar zor birilerini bulduk. Evet tamammış, orası tiyatroymuş, ikinci kata çıkmak gerekiyormuş.

Çıktık. İçeri girdik. Kapının önünde bekledik. Bu ana kadar gördüğümüz her şey bunun bilinen tiyatro oyunlarından olmadığını vaat ediyordu. Birazdan oyun başlayınca zaten, tüm bu sıra dışı vaatlerin yerine gelip gelmeyeceğini iyice görecektik. Şimdiden söyleyeyim, geldi ve ötesine bile geçti.

fotoğraf (4)

Yalnızlar Kulübü farklı bir deneyim. Daha kapıdan girer girmez anladık. Hayat ritmini bul adında akşamları iş çıkışı ikişer saatten 10 hafta sürecek bir kişisel gelişim seminerinin davetli misafirleriydik. Kapalı kapılar ardında olacakların tek tanıklarıydık. Belki de o yüzden seminerin yaratıcısı ve eğitmeni Demet bize seslendi; derin nefes  alın ve tüm düşüncelerinizi, endişelerinizi, aklınızdakileri, kısacası her şeyi dışarıda bırakın, çıplak olarak gelin. Gerçekten de Demet’le birlikte 3 kere derin nefes aldık ve soyunarak seminere dahil olduk. fotoğraf (6)Daha sonra katılımcılar geldi; Emel, Nazım, Mehmet, Buse, Kerem, Mehmet. Oyunun sürdüğü yaklaşık iki saat boyunca Demet de dahil olmak üzere bu 6 kişinin kendilerinden bile sakladıkları sırlarına, öfkelerine, kişiliklerinin karanlık yanlarına, kıskançlıklarına ama her şeyden de önemlisi söylemeseler de yalnızlıklarına şahit olduk.

Zekice kurgulanmış, başarıyla oynanan sıra dışı bir oyun. Her bir karakter öylesine sahici canlandırılmış ki, ortamın samimiyeti de işin içine girince oyuncuların duyguları, değişimleri her birimizi derinden etkiledi. Babasının karşısında Mehmet’le birlikte titredik. Demet’in boşanmasına şok olup üzüldük. Gündüzlerinin yalnızlığını paylaştık. Buse oyunda seçilmeyerek dona kalınca onunla beraber biz de dona kaldık. Kaydıraktan düşerek kafası patlayan kız çocuğunun karşısında Nazım’la birlikte sıvıştığımızdan, pişmanlık duyduk. Kerem’le içimiz daraldı, bunalıma girdik. Emel’in yalanlarının sıkıntısını çektik. Sonunda 10 hafta bitti. Kimi ritmini buldu, kimi bulamadı. Biz de Demet’le birlikte 3 derin nefes daha aldık ve bütün gördüklerimizi, duyduklarımızı unuttuk. İçeri girdiğimiz gibi çıplak dışarı çıktık. Dolayısıyla, anlatacak fazla bir şeyim yok. Ancak karar verdim. Bu seminere bir kez daha tanıklık edeceğim ve bitişinde 3 kez derin nefes almayacağım ki saniyesini unutmayayım.

Oyunun yazarı yönetmeni Sami Berat Marçalı’ya, Demet rolünde Hasibe Eren’e, Emel’i canlandıran Heves Duygu Tüzün’e, Nazım, Tevfik Şahin’e, Mehmet, Bedir Bedir’e, Buse’yi oynayan Pınar Çağlar Gençtürk’e ve Kerem rolünde Güçlü Yalçıner’e ve ayrıca bizi karşılayan, emeği geçen, tiyatroyu destekleyen herkese buradan teşekkürler. Keyifli bir akşam geçirdik.

Not: Özellikle katılımcıların kaynaşma amaçlı oynadıkları saraydan kız alma oyunu muhteşemdi. Hem o oyunu ilkokulda biz de oynardık. Şarkısı biraz farklıydı. Bir anda aşırı nostaljik havaya girdim. Çok güldüm. Buse’nin kendini aşan küfür karışık lafları, Demet’in Nazım’a teklifi unutulmazlar arasındaydı.

Çıkışta Asmalı Mescit’te bir iki oyalandıktan sonra evlere dağıldık. Tiyatro hakkında daha detaylı bilgi için site adresi burada: İkinci Kat Beyoğlu

Reklamlar