Etiketler

, , , ,

Image

Çok canım sıkıldığında insanları sınıflara ayırmak iyi gider. Bu sabah şunu düşünmekle işe başladım. Bir insan bir beyin demek olduğuna göre, mademki ancak ölümü gerçekleştikten sonra gömülmeye, yakılmaya, denize atılmaya ya da her neyse ona hak kazanıyoruz, bu organın en belirgin ve en hızlı analiz etmeye temel teşkil edebilecek fiziksel çıktısı nedir? Hatta bu öyle bir çıktı olmalıydı ki, analizini o beyin ile fiziksel, dilsel her hangi bir iletişime, etkileşime geçmeden yapabileyim. Ne yalan söyleyeyim çok fazla fırtına yapmam gerekmedi, hemen buldum.

SAÇLAR

Bir anda devrim yaratacak bir buluş yapmış gibi heyecanlandım. Tabii ya, dedim, bir beynin en doğrudan ve en belirgin çıktısı saçlar. Hem renkleriyle hem de yapılarıyla bir çok şey anlatıyorlar. İnsanoğlunun saçlarıyla bu kadar fazla oynamasının nedeni de işte bu yüzden. Kimlik saklanması. Korunmak. Daha iyi saklanmak. Belki dış etkenlerden belki iç…

Her neyse, şimdi geliştirdiğim teoriye geliyorum. Öncelikle biçimsel açıdan, insanlar ikiye ayrılır:

1) Düz saçlar

2) Kıvırcık saçlar

Düz saçlara sahip insanlar, dengeli görünmekle birlikte uç noktalarda gezerler. Saçlar ne kadar uzunsa bu uç noktalar da birbirlerinden hayli uzaktadır. Bir gün gelir size rüzgar değirmeni enerjisinin önemini savunurlar. Hem oldukça da inandırıcı kanıtlar sunarlar. Sonra bir de bakarsınız ertesi gün kömür ocaklarının yeniden hizmete açılması için imza atmışlar. Gri bölge yoktur. Böyle uç noktalar arasında gidip gelmek bir müddet sonra haliyle yorduğundan çareyi saçları kısaltmakta bulurlar ki saçlar ister kıvırcık ister düz olsun kestirmek, bu sefer düz saçlar için diyorum, kıvırcıklar oldum olası gri bölgededirler, ak ve kara arasında orta yolu bulmalarını sağlamaz.

Kıvırcık saçlar uç noktalarda gezinmezler. Dolayısıyla düz saçlar gibi görünürde değil gerçekten dengelidirler. Yalnız bu dengeleri bir kaos ortamından çıkar. Kıvırcıklık derecesine göre daimi içinde yaşadıkları kargaşanın derecesi hakkında bir fikir sahibi olunabilir. Belki her şey gri olduğundan ak ve kara uçlara sürüklenerek bitap düşmezler ama, beyin içerisindeki bu kaosla birlikte günlük hayatı sürdürmek aynı düz saçlardaki gibi oldukça yorucudur. Çok bunaldıklarında saçlar kısalır ama hayali bir rahatlamanın ardından daha eve gider gitmez pişman olunur. En nihayetinde evet boy kısaldığı için ağırlıkta bir azalma görülmüştür ama kıvırcıklar daha kıvır olduğundan kaosun yoğunluğu artmıştır. Bunu her kıvırcık saça sahip olan derinden bilir. Gelin görün ki kuaförüne asla anlatamaz, bu da başka bir konu. Aslında benzeri bir durum düz saçların kısaltılması ile de yaşanır. Uç noktalar arasında gidip gelmek bele kadar inen saçlarda pek dikkati çekmese de, çünkü belirli bir zaman dilimi geçer, eh haliyle de insan oğlu prensipte sabit değil, değişken bir faktördür hoş karşılanır, büyümeye olgunlaşmaya vurulur, saç boyu kısaldığında gidip gelme sayısı ivme artışı gösterdiğinden, iki kutup arasında çakan elektrik akımları misali dengesizlik had safhalara çıkar. Aman dikkat. Düz saçlar kendilerini de yakıp bitirerek etrafı aydınlatır.

Renk açısından, ki burada aynı biçim gibi doğal yani yaradılıştan gelen renkten bahsediyorum, çeşitlemeler üçe ayrılır. Ara renkler ara beyinlere tekabül eder.

1) Sarışın; soğuk kanlı serin beyinler.

2) Kızıl-Havuç; sıcak kanlı, ateşli beyinler

3) Esmer; her daim öfkeli, uyumsuz beyinler

Bu yüzdendir ki kuzey insanlarını idare etmek güney insanlarını idare etmekten daha kolaydır.

Bu teorinin çıkış noktası da şöyle oldu:

Öncelikle kendimde gözlemledim. Saçlarım kendimi bildim bileli pırasa misali düzken son yıllarda kıvırcıklaşmaya başladi Neden? Not: Bu aralar yine düz. Parantez içinde renkleri de önce kendiliğinden iyice koyulaştı. Sonra yaşlanma itibariyle beyazlar yoluyla açıldı. Gerçi boyatıyorum o başka. Uyumsuz görünmek hoşuma mı gidiyor nedir?

Sonra kanser tedavisi gören bazı kişilerde yeni çıkan saçlar tamamıyla farklı biçimde ve renkte olabiliyorlardı. Neden?

Mantık yoluyla şu çıkarımı buldum. Bilime ihtiyacı olan kim?

Hayatta büyük travmalar, ki kanser de bunlardan bir tanesi, ya da bazen dışarıdan bakan bir gözün normal değerlendirebileceği ve fakat deneyimleyen kişiye fazla gelen fiziksel, ruhsal travmalar ya da tam tersi eksi travmalar ki bundan tanımı yapılabilirse eğer sebepsiz mutluluğu kastediyorum, beynin yapısında ve dolayısıyla en doğrudan dışa vurum biçimi saçlarda değişiklik yapma gücüne sahiptir.

Dün Ted Talks’da Kathryn Schultz’un On Being Wrong /Yanılıyor Olma isimli konuşmasını izledim. Konuşmanın sonlarına doğru biz insan oğulları fikir ayrılığında bulunduğumuz kişilere karşı 3 türden tepki gösteririz diyor.

1) Çok cahil, benim bilgime sahip değil.

Fikir ayrılığında bulunduğumuz kişi ile aynı eğitimi ve bilgiyi paylaşıyorsak eğer;

2) Çok salak, geri zekalı

Fikir ayrılığında bulunduğumuz kişi ile kanıtlanmış bir şekilde aynı zeka düzeyine sahipsek eğer; ki bunu duymak kopardı beni…

3) Kasten yapıyor, aslında doğruyu biliyor ama özellikle çarpıtıyor, kötü bu kötü…

Kendime kıssadan hisse:

Madem başkaları ya cahil, ya geri zekalı ya da kasten yapıyor, madem ben başkalarının gözünde ya cahil, ya geri zekalı ya da kasten yapıyorum, o zaman niye kasmalı?

Reklamlar