Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

IMG_4550

90’lı yıllarda Fransa’nın Lyon şehrine uzun oturmaya gittiğimizde yaşadığım kültür şoklarından bir tanesi de mahalle aralarındaki kuru temizleyicilerin bakkallardan fazla olmasıydı. Hani bir yoğurt lazım olsa millet sofrada beklerken bir koşu gidip alamazsın, aldıramazsın ama üstüne bir şey dökülse bir koşu gidip beş dakikada  temizletebilirsin. Her taraf bizim 5 dakikada Beşiktaş lafına gönderme yapan 5 a sec (5 dakikada kuru) dükkanlarıyla dolu.

Bu durum, bir kaç on yıl evveline kadar çamaşırı elde yıkayabilen, kuru temizlemeyi tek tük de olsa hazır giyim mağazalarından alınmış bir kaç pahalı palto, anorak cinsi yatırım sayılabilecek giysi parçalarına, Almanya’da yaşayan akrabaların getirdiği, üzerine titrenen günün Avrupa modasına uygun bozulabilir hassas kumaştan yapılmış kıyafetlere, benzeri kırk yılda bir gidilen düğün dernek cinsi gece giysileri ya da hangi giysi olursa olsun yıkanınca çıkmayacak potansiyelli leke sahibi kılıklara özel kullanan bir toplumdan gelme biri için oldukça sıra dışıydı. Hele de şöyle efsanevi kuru temizlemelerin bulunduğu günlere şahit olmuş birinin… İstanbul Hilton Oteli içinde tam da öyle bir kuru temizleme dükkanı vardı. Zamanın TÜRK Louis Vuitton’u gibiydi… ülkenin nadide seçkinleri ve onları uzaktan takip eden halk üyeleri tarafından bilinir, içine girmeye cesaret edilemez ve lakin önünden cakayla geçilirdi, sanki içeriden yeni çıkmışcasına… kıymetli ve fakat bir o kadar da lekeli varlıklarını gözü kapalı verebilirdin ya da verebilirdi bağzı o seçkin insanlar diyelim. Harbiye civarlarında elinde Hilton kuru temizlemeden çıkmış paketlerle, o zamanlar kuru temizleme yapılmış giysiler baskılı kağıtlara sarılırdı, dolaşmak zenginlik göstergesiydi. Hadi bunu bir yana bırakalım, Hilton’un kuru temizlemecisinin varlığından haberdar olmak ve üstelik leke çıkarmada iyi olduğunu bilmek bile hatırı sayılır bir ayrıcalıktı. Doktor, avukat, noter eşleri bilirdi sadece…

Gel zaman git zaman Fransa’daki kuru temizlemecilere alıştım tabii ama eski alışkanlık hiç işim olmadı. Her sabah evden çıktığımda ya da dönerken kadınların, adamların el kol dolusu giysilerle bu dükkanlardan içeri girip çıktıklarını şaşkınlık içerisinde sadece uzaktan izledim.

Bizim bu taraflarda, Kadıköy-Göztepe, dükkan tutturmak biraz zordur. İki günün biri, bir kuaför açılır, üç beş ay sonra bir bakarsın laz yemekleri olmuş, ayağın alışana kadar yine bir bakarsın yüncüye dönüşmüş, ihraç fazlacısı olmuş, gümüş takı dükkanı olmuş, hatta geçen sene manav akımı vardı, ne yalan söyleyeyim, evin etrafındaki 5 dakikalık çember içerisinde 10’un üzerinde manav hortladı. Kısa bir süre içinde bir kaçı pastahaneye döndü, sonra pideciye, kuru yemişçiye, geçen hafta dikkat ettim, içlerinden biri kuru temizlemeci olmuş.

Halbuki yanı başımızda bir tane vardı. Uzun bir süredir ben de bu yeni akıma uyarak gömlekleri ütüye götürür olmuştum. 15’te bir gidiyordum. Hadi itiraf edeyim asıl nedeni akım falan değil de, Gülay’la ikimiz ne kadar uğraşsak da, hangi marka ütüyü alsak da, kumaşını buruşmayanından seçsek de C.İ.’nin gözünde komşunun gömleklerinin jilet gibiliğiyle bir türlü rekabet edemiyorduk. Çareyi dış mihraklara başvurmakta buldum, ne yapayım. Hop! yine mahalledeki kuru temizleme dükkanlarına döndüm.  Biraz uzak sayılabilecek yanı başımızda bir tane daha da vardı. Düşünüyorum da bir üçüncüye neden ihtiyaç olsun? Aklımdan nasıl iş alacak bunlar diye geçirmeme zaman bile kalmadı açılışın ertesi günü önünden geçerken bir baktım içerideki askılar doluvermiş. Öylesine işkillendim ki, kapıyı çalıp soracaktım, açılışa istinaden her şey bedava kampanyası mı var yoksa? Neyse o gün eve döndüm. Ama bu kuru temizlemecinin akibetini takip etmeyi kendime iş edindim.

Ertesi gün tekrar önünden geçtim. Bir gün evvelki askılar daha da bir dolmuşlar. Bir sonraki gün yine bir bahane yaratarak evden dışarı çıktım. Askılar inanılmaz, akıl almaz tıklım tıklım. Kesin diyorum bunların bir yerle anlaşmaları var. Hayır, benim kuru temizlemecim de ne zaman gitsen meşguldür, dükkan hınca hınç doludur. Ya önünde yığılı kirlileri ayıklıyordur ya da temizlenip gelmişleri yerlerine asıyordur. Kendisini asla boş görmedim. Ama bu yeni olana akıl sır erdiremedim. Burnumu vitrinine yapıştırdım ufacık da olsa bir ipucu peşindeyim. Ne bileyim, promosyon, hali hazırda müşteri listesi, bilmiyorum her hangi bir şey işte. İşkilliyim. Bizde kültürel olarak can boğazdan gelir. Köşe başında vitrine o güzelim kek, börek, çörek ve dudak yalatan, yutkunduran pastaları koyan pastahaneci bile dükkanını dolduramıyor da bu kuru temizlemeciye ne oluyor? Bizim buralarda çamaşır makinelerinde toplu bir arıza mı oldu acaba?

Ben bu dükkanla uğraşıp dururken farklı bir sokaktan eve çıktığım bir gün bir baktım ki ne göreyim, diğer bir marka kuru temizlemeci daha açılmıyor mu? Hem bu organik… Yani neye denk geldiğini, prosedürünün ne olduğunu falan bilmiyorum, çünkü içeri girip sorduğum anda bana açıklama ayaklarında yapılacak satışa kanıp zarara uğrayacağımı düşündüğümden ne kadar uzak kalsam o kadar kardır, ama aynı yumurtalar ve tavuklar hesabı kesin iki kat daha pahalıdır. Hemen o an diğerini bıraktım bunu gözlemlemeye başladım. Aynı hesap, açılışının ertesi günü askılar dolmaya başladı ve giderek daha fazla doldular. Sanırsın bizim buraların ahalisi tüm gardırobu temizletmek için yeni kuru temizlemecilerin açılmasını bekliyormuş. Benden söylemesi bu aralar en iyi yatırım kuru temizlemeci dükkanı açmak ya da ortak olmak.

Kuru temizlemecilerin böyle pıtrak gibi sokaklarda açması ne anlama gelebilir? Kısa bir beyin fırtınası yapayım dedim.

1- Kadınlar isyan etti, çamaşıra, ütüye hayır kampanyası açıldı.

2- Bekar erkekler çoğaldı.

3- Mahallenin kadınları işe başladı.

4- Mahalleye toplu piyango çıktı, malesef bizim haberimiz olmadı.

5- Kuru temizlemenin bizim bilmediğimiz çok başka faydaları var.

6- Eve yardıma gelen kadınlar isyan etti, çamaşıra ütüye hayır kampanyası arttı.

7- Eve yardıma gelen kadınlar, Gülay dışında, saat başı fiyatlarını öyle attırdılar ki, çamaşırı dışarıya vermek daha uygun oldu.

8- Açılan kuru temizlemelerin bütün akraba, senet ve sepetleri bizim mahallede oturduğundan müşteri bulma zorluğu çekmediler.

9- İş yapıyor görünmek amaçlı bir yerlerde hazır iş-yapan-kuru-temizleme-dükkan-içleri dekorasyon paketi satılıyor.

10- Biz bu mahallede kesinlikle batılılaştık.

Reklamlar