Etiketler

, , , , , , , , , , ,

IMG_4862

Eylül başında Kiki’nin okulu açılınca geri kalan 10 günümü 6 günlük müze pass’ı alıp gezilip görülecek ne varsa ona harcamaya karar verdim. Bu kartın şöyle bir avantajı var, müzelere aynı gün içerisinde keyfine göre defalarca girip çıkabiliyorsun. Adı üstünde pass yani, duvar-delen gibi müze-delen. Bir de dezavantajı var, arada bir gün ya bugün müze gezmeyeyim hava çok güzel gidip Seine kenarında şöyle bir piknik yapayım diyemezsin, o 6 günü ardı ardına tüketmek zorundasın. Ve fakat büyük kolaylık. Her müze girişinde bu karta ayrılmış özel kapılar bulunuyor, gösterir göstermez sana ardına kadar açılıyor. Tabii bunun 4 ve 2 günlükleri de var ama en uygunu, paraca yani, 6 günlük olanı.

IMG_4861

Paris’teki müzeler genel anlamda 3’e ayrılmış. Louvre, klasikleri üstlenmiş, Georges Pompidou, bizim İstanbul Modern havasında 1905’ten günümüze kadar. İkisinin arasınıysa bir zamanlar tren garı olan Orsay sahiplenmiş. Dolayısıyla bu 3’ünü bitirmeden sanat tarihinde tam ve bütünlüklü bir gezi yapmış olmuyorsun. Fakat müzeler öylesine dolu ki, hem ziyaretçi hem de sergilenen eser sayısı açısından bir seferde bitirebilmek mümkün degil. Pompidou’ya sabah girdim, akşama doğru bazı güncel sergileri artık bunlarda da hatırım kalsın diyerek yarım yamalak izledim ve çıktım. Gerçi biraz kendime geldikten sonra günün geri kalanında geç kapanan ve bir metro ile ulaşabileceğim başka bir müzeye gittim ya,  o da başka.

IMG_5043 (2)

Pompidou Merkezi, sadece müze değil gösteri salonu, kütüphane, akustik ve müzik araştırma enstitüsünün de bulunduğu bu ilginç bina, Beaubourg mahallesinde meşhur Les Halles’inin yanında, Hal deyince de aklıma hep Edith Piaf gelir, bu sefer tadilatta olduğu için içinden değil de dışından geçtim, bulunur.

IMG_5044 IMG_5041 IMG_5035 IMG_5038 IMG_5036 (2) IMG_5040 IMG_5034 IMG_5032

Yiyecek içecek halinin bulunduğu bir mahalleye bir kültür merkezi yapma fikri 1960’larda doğmuş. Bizim balık pazarının devasasını düşünün yanına yine öyle devasa kültür merkezi koyun, pıtrak gibi büyüyen AVM’ler yerine iyi olmaz mıydı? Fakat asıl proje 1977’de İtalyan mimar Renzo Piano ve İngiliz mimar Richard Rogers’ın manyak garip fikirleriyle gün yüzü görmüş: çelik bir yapı, cam duvarlar, rengarenk borular, zannedersin gelecekte bir zaman belki de başka bir galakside çekilen, hani birazda zamanda yolculuk misali bir komedi filmine giriş yapıyorsun. Bayağı öncü bir yapı. Bir yerde de Paris’i hareketlendiren, bende istenirse her şeyin mümkün olabileceği bir şehir kanısını uyandıran tam da bu klasik ve modern, hatta fütüristik farklı dokuların aynı orada yaşayan farklı etnik kökenlere sahip insanları gibi, hatta öyle kozmopolittir ki, Paris’e ilk defa ayak basanlar, peki nerede bu Fransızlar sorusunu kendilerine sormaktan alamazlar, aslında hepsi Fransızdır, hiç biri değildir, bir arada uyumlu bir şekilde var oluşudur.

iphone 07092012 219 IMG_5432Binanın tepesinden aşağı bakıldığındaysa arka meydanda bir çok gencin yerlere oturarak konuştuğu, gülüştüğü, yayılıp yattığı, ağaca dayanıp kitap okuduğu görülür. Müze çıkışı aynı heyecanı yaşamak açısından, zaten hem zihnen yorulmuştum hem de çok acıkmıştım, bir kaç bisküvi tutmadı tabii, tam karşıdaki küçük bir marketten bir sandviç ve içecek alarak yerlere yayıldım. Zaten önümdekiler  de Türk öğrenciler çıktı. Bir an aralarına karışsam şeklinde iç geçirdiysem de yaş itibariyle gençleri strese sokacağımı, samimiyetlerini yok edeceğimi düşünerek oturduğum yerde oturdum ve etrafı izlemeye devam ettim. Şansıma yağmursuz güzel güneşli günler denk gelmişti.

IMG_5037 (2) IMG_5036 (2) IMG_5028 IMG_5027 IMG_5026İçerideki koleksiyonlara geçmek için yine pek zaman kalmadı. İlk etapta gözüme takılanları seçtim. Takıldığım detaylarda yakın plan, hiç tavsiye edilmemesine rağmen eserin ta burnuna kadar girdim. Andy Warhol’un Elisabeth Taylor çalışmasını müsaade etseler eve kadar götürecektim.

IMG_4905 IMG_4907Neden bu kadar fazla fotoğraf çektin derseniz, bunlara bakarak birer destan yazabilirim. Bir de hiç anlam veremediğim bir şekilde her biri içimde birer duygu uyandırıyor, özellikle de yakından bakarsam eğer. Bir müzik ya da bir edebiyat eserinin duygu uyandırmasına diyecek bir şeyim yok ama, bazı modern yapıtların, ister klasik olsun ister modern heykellerin bende farklı uyanışlar, duygular yaratmasını aklım nedense almıyor. Mantığını kapamadım bir türlü. İşte o yüzden her birinin elle tutulur kanıtına sahip olmak istiyorum. Çözdüğüm gün müze fotoğrafı biriktirme huyumdan da vaz geçeceğim.

IMG_4910 IMG_4911Detaylar, yine detaylar. Her biri öyle güzel ki… Kaç defa da gitsem bakacak bir şeyler bulurum elbet.

IMG_5051 IMG_5054 IMG_5053 iphone 07092012 152O ayaklarla canlanıp yanı başımda beliriverecekmiş hissine kapıldım.

iphone 07092012 252 IMG_5084Kandinsky,

iphone 07092012 139 iphone 07092012 164Çoğu sanatçının kim olduğunu söylemeye gerek yok. Öylesine benzersizler.iphone 07092012 125

iphone 07092012 108 IMG_5077

iphone 07092012 165 IMG_5081 iphone 07092012 009 IMG_5071 (2) iphone 07092012 101 iphone 07092012 080 iphone 07092012 220 iphone 07092012 159 IMG_5111 IMG_5047Ve Miro’nun mavileri:

IMG_4866 IMG_4867 IMG_4868