Etiketler

, , ,

Picture 742841646Tam da kışı bırakıp bahara doğru yükselirken bu içi boş eldiven fotoğrafını bloga yükleyesim geldi. Sabah kalktığımda havanın güzelliğini gördüm ve şöyle dedim. Bugün kesinlikle dışarı çıkarım. Bu güneş kaçmaz. Ve işte burada akşamın hüznü çökmüşkene hala ovalayıp duruyorum. Yok artık kesinkes belli oldu. Daha dışarı adımımı atmam. Halbuki portakal alıp kereviz pişirmeyi planlıyordum.

Neye takıldım peki?

Aşkın psikolojisine…

Aşk nedir? Neden aşık oluruz? Nasıl aşık oluruz? Bunun baharla ve/veya Cupidon ile ilgisi nedir? Hadi diyelim aşık olduk, ne kadar sürer?

İşte bu konuları inceleyen Robert Sternberg’den Aşk’ın 3’gen Teorisine takıldım kaldım.

Bir 3gen düşünün, sivri ucu yukarıda olsun. İşte o en tepeye Yakınlık yerleştirin, bu yakınlık, arkadaşlık, samimiyet, iç dökme bab-ında. Hani ben seni tanıyorum, sen beni tanıyorsun. Tabii bunun da bir sınırı var. Daha ilk görüşten samimiyet adına tüm eski kırıklardan bahsetmenin alemi yok. Sağ sivri uca Bağlılık koyduk. Bu bağlılık biraz sorumluluk almak anlamına kaçan bir bağlılık. Haddi hesabında bunlar birbirine yakın kavramlar. Sol sivri uçta ise herkesin merakla beklediği, en sevdiği Tutku.

Eeee, biz 3’geni kurduk, sonra ne olacak?

Sivri uçlar arasındaki ilişkilere göre aşkımız yamuk mu değil mi onu anlayacağız. Sternberg aşkı 4’e ayırmış:

1- Romantik aşk.

Kulağa en güzeliymiş gibi gelse de hepimiz biliyoruz ki bu sadece Hollywood ve bir zamanların Türk filmlerinde olur. Yine de kombinasyonuna bir bakalım. Romantik aşk demek, 3gen’in Yakinlık ucu ile soldaki Tutku ucunu birleştiren doğrusal kenar üzerindesin demektir. Tutkulusun(uz)dur, birincil ve/veya yegane hedefin bir an evvel elindekini tüketmek değildir. Karşındaki ile gerçekten ilgilenir tanımak istersin, bu arada kendini de tanırsın, tanıtırsın. Ve saire. Her şey çok güzel ama, iş sıradan eylemlere gelince hani yemek hazırlamak, çiçek sulamak, film seyretmek, dansa gitmek, alışverişe çıkmak, arkadaşlarla, ama kimin arkadaşları, buluşmak gibi… öylece ortadan kayboluverirsin. Ne bağlılık, ne sorumluluk. Hani bir cafede ya da yatakta el ele, göz göze, kucak kucağa oturulacak konuşulacaksa okey de gerisi beni açmaz, kasmaz hesabı.

Bu durumda aşk sürmez. Ben-her-bahar-aşık-olurum moduna geçilir.

2- Dost Aşk.

Bu hiç olmadı zaten. Kulağa bile hoş gelmedi. Ama böyle durumlar var tabii. Hani genelde duyarız ya parası için evlendi, kariyerine tav oldu ya da daha sık rastlananı sevilmek güzel şey dediğimizde ortaya çıkan aşk türü. Anlaşıldığı üzere 3gen’in Yakınlık ucu ile sağdaki Bağlılık ucunu birleştiren doğrusal kenar üzerindedir. Hem arkadaşsındır, hem arkadaşına sadıksındır, hem de onun bilumum ihtiyaçlarını, yatak dahil gidermektesindir. Gel gör ki tutku olmayınca ya terk edilirsin, ya boynuzlanırsın. Sen de karşılığında boynuzlarsın. Yine de düzgün bir ilişki sürdürebilirsin.

Ama aşk bu durumda da sürmez ve birinci şıktan daha da katmerli bir şekilde Ben-her-bahar-aşık-olurum moduna geçilir, üstüne şişelerle yakınlık kurulur.

3- Budala Aşk.

Kulağa pek hoş gelmese de büyük küçük herkesin başına konmuş bir aşk çeşididir. Seni aptal ve kör gözlü bıraktığından budala aşk adını alır. Bir anda aşkların en güzeline de dönüşebilir, eğer karşılıklıysa, yani o da senin gibi budalaysa, yine de en risklisi ve en tehlikelisidir, çünkü karşılık dengesi her an bozulabilir. İşte o zaman diğer taraf aşkı uğruna dayak da yer, psikolojik/fizyolojik tacize de uğrar, ne gerekiyorsa onu hiç ses etmeden yapar. 3gendeki konumuna gelince Tutku ucuyla Bağlılık ucunu birleştiren kenar üzerinde yer alır. Düzgün bir ilişki olması olasılığı kişilerin zeka ve sosyallik ihtiyacı dereceleri ile doğrudan ilişkilidir. İlişkide Yakınlık ayağının olmaması er ya da geç karşıdakini ve/veya kendini başkalarının kucağına iteceğinden denge bozulur.

Yani Budala Aşk da diğer benzer ikili kombinasyonları gibi sürmez. Yalnız buradaki şarkı, kendi-düşen-ağlamaz ve/veya batsın-bu-dünya modunda arabeske kaçar.

4- Dört dörtlük ya da 3 boyutlu Aşk. Mükemmel Aşk.

Bu aşk gümüş yılını da kutlar, altını da, platini de… İdeal aşk dediğimiz budur. Dolayısıyla hem acı hem tatlı günleri hem sıkıcılığı, monotonluğu hem de coşkulu günleri vardır. Kısacası dört mevsim aşk eser. 3gensel anlatıma göre bakarsak, her bir ucun birleşimiyle oluşur. Geometrik olarak imkansızlığından dolayı 3gen, yükselerek prizmaya dönüşmek durumundadır. Aşk, tek bir çizgi kenar üzerinde sağa sola gezinmelerle yetinmek yerine o prizmanın içinde üç boyutlu bir alanda havadar bir şekilde dolaşır. İlk başlarda Tutku noktası etrafında biraz fazla kalır, sonra yükseldikçe biraz Yakınlık noktasına yönlenir, daha da yükselirken Bağlılık çeker vs… Evrende düşünülebilecek tüm kombinasyon, permütasyon noktaları mevcuttur.

 

Kısacası buradaki prizmal aşk;

Kendini ve karşındakini tanımak,

Kendine ve karşındakine özen göstermek,

Kendine ve karşındakine karşı geniş ve açık anlamda bağlılık ve/veya sorumluluk göstermek,

Kendine ve karşındakine saygı ve değer vermek,

Lekeleri, hataları kabul etmek, aşkın mükemmeliyete ulaşması uğruna kişilerde mükemmeliyeti aramamak,

Kendinin ve karşındakinin ilişki içinde aynı oranda gelişmesini sağlamak demektir.

Eh bütün bunlar olduktan sonra bu aşk sürer arkadaş. Ama tutku yaş ilerledikçe başka bir yerlere, çeşitli hobilere evrilir o başka. Zaten biraz evvel gördük sadece Tutkuyla ilişki yürümüyor. Ha ben yalnız doğdum yalnız ölürüm diyorsan o başka… İşte o zaman;

Seni-uzaktan-sevmek-aşkların-en-güzeli şarkısı, bir kaç yeşil şişe, bir kağıt ve bir kalem en iyi işi çıkarır.

Reklamlar