Etiketler

, , , , , ,

Image

Hafta başında Fulya’da işim vardı. Öyle olunca metrobüs ile Zincirlikuyu’ya geliyorum oradan Gayrettepe Point Hotel karşısındaki yokuştan aşağı yuvarlanıyorum. Her ne kadar Karatay Diyeti sayesinde 10 kg zayıfladıysam da vereceğim bir 10 daha olduğundan bu işi, yürümek yerine yuvarlanmak yani, hala yapıyorum. Metrobüs ile hayat kolaylaştı kolaylaşmasına ama yine de sabahın 8’i gibi oralarda olabilmek için saat 6’da kalkıp 7 gibi yola çıkmam gerekiyor. Bu da günlük sabah kahvesi dozunun eksik kalması demek. Büyük kupa 2,5 ölçünün yana yakıla 1 ölçüsünü ancak bitirebiliyorum.

Fulya’yı Zincirlikuyu’ya bağlayan yokuşun sonlarına doğru bir yol ağzında tersten bakan, yukarıdan indiğim için tersten bakar, bir Kahve Dünyası var. Dışarda Nero, evde Starbucks tüketen biri olarak buranın kahvesi ilk tercihim olmasa bile civarda rekabet yapacak başka alternatif bulunmadığından, durmaktan acımış filtre kahve, nescafe, hatta Türk kahvesi bile o anda kesinlikle bir seçenek teşkil etmez, hayatımdan memnun kalırım. Sabah temizlikleri sırasında dükkandan içeri girer:

Günaydın. 1 büyük Amerikano karton bardakta olsun lütfen, der sonra mesai başlangıcına kadar bir daha pek kimseyle konuşmam. Zaman kitap okuma zamanıdır. Bu alışkanlık, yani sabah kahvesiyle kitap, yıllardır sürer gider.

Bu hafta başında da aynı şeyleri yaptım. Karton bardakta Amerikano’mu aldıktan sonra kasada ödedim, çıkmak üzere kapıya yöneldiğim sırada yan tarafta dizili Can Yayınları standını gördüm. Evet yanlış görmediniz. 15 gün kadar önce başlamış bir uygulama. Kahve Dünyası ve Can Yayınları işbirliği… Az mı bilirim yanımda okuyacak bir şeyler getirmeyi unuttuğumdan dolayı günlük gazetelerin sığlıklarına katlandığımı…

Pazarlama dahileri ara sıra da olsa, çünkü satış noktası 4P’nin en fazla unutulan olmazsa olmazlarından biridir,  ana akım dağıtım şirketleri, büyük perakendecilere girmek elde avuçta olmayan çok şeyler ister, örnekteki gibi yuvaları bulup çıkarıyor işte… Bir de böyle yuva yerlerden alınan kitaplarda raf parası ödenmediğinden indirim yapılsa yeme-de-yanında-yat bir durum olur.

Not: Hastane girişlerine, danışmanın ya da kafeteryanın oralara mesela ufak bir kitapçı açmak ya da böylesi bir stand yerleştirmek hiç fena bir yuva olmayabilir, yayın evim olsa bir düşünürdüm. Hem bekleyenler, hem yatanlar… hem sonra ziyarete gelenlerin eskisi gibi çiçek, lokum, kolonya cinsinden bir şeyler getirmesi de yasak.

Reklamlar