Etiketler

My Photo Stream

Şöyle konulu monulu başı, gelişmesi ve sonucu olacak bir şeyler yazmak isterdim ama olmayacak. Bugünkü ruh durumumda ne zaman ne olacağı belli değil, sabah çok kötü kalktım. Geç kalktım. Geç derken saat 7’ydi. Böyle olacağını aslında bir gün evvelden bildim ama malesef engel olamadım. Yapılacak iş evde kanepe üzerinde oturup dizi seyretmek, ıvır zıvır falan yemekti gerçi ama davranış değiştirip Nero Ofise geldim. Parantez içinde ıvır zıvır yemekten amaç daha da kötüye gitmek, dibi bulmak ki ivme kazanıp yukarı çıkayım. Sanırım bu strateji de artık işe yaramıyor, çünkü bu aralar sürekli batıyorum.

Dün sabah 5’te kalktım. Çok çalıştım. Sıra Bümed Atölye’sine gitmeye gelince ayaklarım geri geri yeri süpürmeye başladı. Aslında planım evden erken çıkmak, toplu taşıma araçlarıyla Beyoğlu’na Etgar Keret’nin imza gününe gitmek, sonra oradan yine toplu taşıma araçlarıyla Bumed’e geçmek, gece çıkışta yine toplu taşıma araçlarıyla evime dönmekti. Zamanlama başka türlü olmayacaktı. Bu arada yine bir parantez, öyle bildiğiniz gibi yazar imzası peşinde falan değilim, asıl merak ettiğim, Kneller’in mutlu kampı öyküsü, Bilek kesenler çizgi romanı ve Bilek kesenler film senaryosu gibi metinleri yazabilecek zihinde olan kişinin kendisini, etiyle kemiğiyle nasıl olduğunu, görebilmek. Tabii ipin ucunda hayal kırıklığına uğramak da var ama Kitap Fuarı’nda Siren Yayınları’nın verdiği ipuçlarına dayanarak çok ihtimal vermiyorum.

Öğlen yemeğinden sonra bir hazımsızlık, akabinde bir huzursuzluk başladı. Halbuki somon ve roka yemiştim. Evveli var tabii, çalışırken ekran başında koca bir paket tuzlu ay çekirdeğini bitirdim. Ben şimdi nasıl gideceğim Beyoğlu’na, oradan da Rumeli Hisarı’na derken, toplu taşımanın toplusuna takmaya başladım. Bu gibi durumlarda, gerçekte insana takıyorum tabii, belki de tüm öfkem kendime, o da neden bilemiyorum ya, başkalarına jilet atabiliyorum, en iyisi kalabalıktan uzak kalmak. Arabayla gitsem park sorunu, trafik sorunu var. Yarı toplu, yarı ticari araba yapayım dedim, saatler öyle saatler ki ticari bulmakta sorun çekerim. Geçen salı günü yine Rumeli Hisarı’ndan dönerken, taksi durağında en az 15 araba varken, 20 dk beklemek zorunda kaldım, yemek vaktiymiş. Ofise dikdörtgen bir şölen masası kurulmuş, öyle keyifle, kalabalık, güle eğlene yeniyordu ki, sokak ortasında bırakılmışlığıma bozulmasına hem de çok bozuldum ama sesimi çıkarmaya da kıyamadım. Bekledim. Sonra yoldan tesadüfen boş bir ticari geçti bindim.

Düşünüp duruyorum, hadi bir şekilde gittim diyelim, bunun bir de dönüşü var, gerçi yukarıya otobüs durağına bırakan birileri her zaman çıkıyor ama yine de… Hem sonra bu ruh durumu düzelmezse ki düzelmedi, Beyoğlu’na inmeme kararı yerindeymiş, yoksa yine toplu taşımaya kalacaktım, ne orada şömine başında otururken, ne yukarıda öyküler okunurken, hatta her zaman güldüğüm tarzda yazan arkadaşların okuduklarına odunla vurmak geçti içimden, ne de eve gelip Breaking Bad seyrederken keyiflendim, en sonunda pes ettim ve yattım. Sabaha düzelmeyeceğimi bilerek. O yüzden bugünkü, Fransız Kültür’e gidip bütün gün Belgesel seyretme planlarımı iptal ettim, evde de kalmak istemedim, işte buradayım, Nero Ofis, sakin, karşımda deniz manzarası, kahvem, suyum, daha iyiyim. Birazdan salata da yerim. Bu arada Breaking Bad’i seyredemiyorum, adamın rol icabı aksırıp tıksırması midemi bulandırıyor. Kusmasına razıyım yeter ki öksürmesin.

Fringe bittiği için üzgünüm. Olivia Dunhem’ı çok sevmiş, bir karakterle, uzun zamandır olmadığı kadar özdeşleşmiştim. Halbuki bildiğim kadarıyla benim üstümde deney falan yapılmadı yoksa yapıldı mı? Yeni baştan bir daha mı seyretsem diyorum. Hani öylesine bir boşluktayım, sanırsın ikizimi kaybettim. Girls, Mad Men yeni sezonlar henüz başlamadı. Kiki, Bates Motel’i tavsiye etti. Hani şu Hitchcock’un Sapık filmindeki Norman Bates’in gençliği ve annesiyle olan ilişkileri üzerine psikolojik bir similasyon. Belki akşama başlarım. Şimdi çalışmaya geçeyim artık. Oh, yazdım rahatladım sanki, biraz olsun keyfim yerine geldi.  Son olarak bir de fotoğraf seçeyim, hüzünlü kalmasın yazı.

Reklamlar