Etiketler

, , , ,

IMG_8479Epeydir adını duyuyordum, okumak istiyordum, geçen ay grupta neredeyse çoğunluğun oylamasıyla seçilince Tüyap listemin en başında yer aldı. Ayrıca kitabın Notos’tan çıkmış olması da beğeneceğimin ön kanıtlarından biriydi. Dün başladım, yarısına geldim, bırakmak istemiyorum, biteceği için üzgün olmakla beraber Zambra’nın anlatımı öyle değişik ki, her şeyi tadında bırakmaya inandırdı, daha şimdiden biliyorum, bu kitapta söyleneceklerin hepsi söylenecek, bir şeyler yarım kalsa bile okuyucunun midesinde o eksiklik ızdırabı olmayacak, yarım kalacak belki ama sessizliğin sözün yerini alması gerektiğinden… En azından bende uyandırdığı duygular bu.

Aslında bir kitabın sonuna gelmeden üzerinde konuşmak zordur, ama biliyorum bu kitap hüsranla sonuçlanmayacak. Eve dönmenin yolları çocuklukla yetişkinliğin ne demek olduğunu, bir yazarın kurgu çabası yoluyla sorgulayan, aralara da Şili tarihinden bir takım insan manzaralarını, belli belirsiz serpiştiren harika bir yolculuk.

Kitap 3 bölüm; 1- Yardımcı Roller, 2- Ana Baba Edebiyatı, 3- Çocukların Edebiyatı

Deprem gecesi korkmuştum, ama bir yandan da, olup biten, bir şekilde hoşuma gitmişti.

Büyükler, evlerden birinin ön bahçesinde biz çocukların uyuması için iki çadır kurmuştu. […]

Birinin aklına vasiyet hazırlamak geldi, önce bu fikir herkesin hoşuna gitti, ama anında hiçbir işe yaramayacağını fark ettik, çünkü eğer daha şiddetli bir deprem olursa dünyanın sonu gelecek ve eşyalarımızı bırakacak kimse kalmayacaktı. Daha sonra Dünya’nın kurulanmak için silkelenen bir köpeğe benzediğini, insanların da pireler gibi sağa sola saçıldığını düşündük, bu görüntüyü o kadar ayrıntılandırdık ki bizi çok güldürdü, hatta uykumuzu da getirdi.

Bu deprem sahneleri Göztepe parkında tüm aile konu komşu çadır kurduğumuz o dayanışma günlerini anımsattı. Kiki hala, ve hatta hepimiz, korku dolu bekleyişler yerine sabahlara kadar mahallenin çocuklarıyla tatlı tatlı oyun oynadığını hatırlar. Bir şekilde özgürdük. Kedilerimiz de kutularında yanımızdaydı, getirmiştik. Hepimizin, boş vermişliğin uyuşukluğuyla şimdinin tadına vardığı ender zamanlardı.

Depremi pirelerinden silkelenen köpeğe benzetmek süper bir buluş. Bir yandan insanları eğlenceli bir şekilde dünyanın parazitleri olarak ortaya koyuyor, bir yandan da deprem korkusuyla baş etmenin iyi bir yolu, en nihayetinde yere düşen pirelere hiç bir şey olmadığını ve olmayacağını herkes bilir, tutunacak başka bir hayvan ve/veya insan bedeni bulana kadar yerde zıplar dururlar…

Bugün şu fıkrayı uydurdum:
Bir çocuk, babasına, büyüyünce ikincil karakter olacağım, der.
Neden?
Ne neden?
Neden ikincil karakter olmak istiyorsun?
Çünkü roman senin romanın.

Bu kitap buluş dolu. Okuması neredeyse bir oturuşluk, etkisi hayat boyu. Okumayan kalmasın, benden söylemesi.

 

Reklamlar