Etiketler

, ,

IMG_9457Görüşmeyeli çok şey oldu. En önemlisi bilgisayar değiştirdim. Hala ufak tefek sorunlar olsa da, fotoğraflara nasıl filigran ya da watermark yapıştıracağımı bilememek, F klavyenin aslında tam da alıştığım F klavye olmaması, sayıların üzerindekiler, işaretler ve q, x, w gibi bizde olmayan harflerin yerleri farklı, dışında sorunum yok. Onun yerine bir çok şey daha rahat. Kucağımda ısınmaması, hafifliği, pilinin dayanıklı olması, tuşların komutları anında yerine getirmesi, üç beş sayfa açınca dumura uğrayıp takılmaması, istediğim yerde çat kapatıp çat açabilmem büyük avantaj, çalışma rahatlığı.

Geçen süre içinde bahsetmediğim bir seminerler, etkinlikler ve sergiler ve ilişkiler fırtınası oldu, içimden dışarı çıkmak için bekliyorlar. Çevirilerim var. Bu arada yemek yemeyi hiç ihmal etmiyorum, ne yazık ki spor yapmaya vaktim kalmadı, kalmıyor, kalmayacak. Mı? Geçtiğimiz Eylül ayından bu yana bilançoya bakarsak borç kısmına +8 kg kaydedilmiş. Bu borçlanmayı kimin yaptığını bulup çıkartmayla epey bir uğraştıktan sonra, kendi kendine psikanaliz yöntemini kullandım, olumlu bir sonuç elde edemediğimi görüp bir an evvel o borcu silmek, bir daha borçlanmamak stratejisini uygulamaya karar verdim. Kader ağlarını ördü, havada kar var. Sahil boyu 2 saat yürüyüş planı hiç açmıyor. Şu an sıcacık evimde oturuyor ve blog yoluyla sosyalleşmeye çalışıyorum, kim tutar beni! Cevap: 8 kg. Akşama havuz problemlerine geçmeyi planlıyorum. Haftada iki, takvim ilerledikçe üçe çıkabilir bir sıklıkla, birer saatten, en yakın havuz istikameti, İstek Vakfı.  İlk ay, hoca desteği de alırsam, su içinde tüm kasları çalıştırmak spor salonunda yer çekimine karşı çabalamaktan daha, hele de bu 8 kg fazlalıkla, akılcı geldi. Üstüne üstlük bahsettiğim o yere yürüme mesafesindeyim.

Dün Sabancı Müzesindeki Anish Kapoor sergisindeydik. Bizim buradan metrobüs, metro, taksi üçlüsü ile gidip geldik. Artık gözümde büyümüyor boğaz kıyılarına gezmeye gitmek. Şu fotoğraflara filigran eklemenin yollarını bulursam daha detaylı, renkli resimli sergi notlarına devam edeceğim. Yazdıklarıma başlık bulmak bir sorun. Belki siz okuyanlar farkında olmayabilirsiniz ama bu iki satır arasında bir 10 dakika kadar boşluk var. Başlık düşündüm, bulamadım. Sağıma soluma bakındım. Sağımda Yekta Kopan’ın Aile Çay Bahçesi duruyordu. Elime aldım, rastgele bir sayfa açtım ve gözüme takılan ilk cümleyi başlık olarak kullandım.

“Anlatmaya devam etti Hayriye Hanım.”

Sayfa:58

Reklamlar