Etiketler

1-IMG_7873Bizim postacı kaza geçirmiş, şu an Galaksilerden birinde ve ben çok üzgünüm.

Demin evden dışarı çıktığımda başka birileri mektup dağıtıyordu. Fena oldum.

Yoksa aklımda yazacak çok şey vardı. Bu da bahanesi herhalde.

Yakınım değildi. 15 senedir tanıyordum.

En son Ocak başında telefon açmıştı.

Sana iyi bir haberim var.

Çok meraklandım, nedir?

Yarın evde misin?

Evdeyim ne oldu?

Emekliliğin çıktı, onu getireceğim.

Deme ya…

Hadi hayırlı olsun. Bak bugün büroda işim var getiremem, ama yarın getiririm.

Önemi yok canım, olmuş olsun da sen ne zaman getirirsen getir. Ya emin misin, geçen sefer de sen izindeykene başka biri emekliliğin çıktı diye bir zarf getirdi, içinden Bağkur borcu çıktı.

Aaa abla bunca senelik postacıyım tanımaz mıyım zarfı. Sevin sen sevin.

İyi madem dediğin gibi olsun.

Yarın öğlen gibi gelirim.

Ertesi gün o saatte geldi, her zaman dakikti. Zarfın içinden aynen dediği gibi ilk maaş çeki çıktı.

Geçen yaz Kiki Paris’te daire değiştirecek oldu. Alt kattan üst kata taşınacak. Yalnız geçeceği daire henüz boşalmamıştı, ev sahibi sen ülkene dön sonra hallederiz dedi.

Bir ay sonra mesaj attı, Kiki geldiğinde ben Paris’te olmayacağım ev hazır anahtarı ev adresinize postalıyorum.

Nasıl yani olduk, oralarda bir yerlere bıraksanız bizimki geldiğinde ondan alsa, apartman görevlisi, yandaki tütün satıcısı, hatta Türk bakkal falan, yok nuh dedi peygamber demedi, öyle güvenli olmazmış, kimseyi tanımazmış, biz de yuttuk. Kadın neredeyse doğma büyüme Paris’li, 5. bölge gibi Paris’in en göbeğinde oturuyor ve bütün apartman ona ait. Neyse uzatmayayım Kiki’nin ev sahibi en yakın postaneye gitti, bizim anahtarı bir zarfa koydu, üzerine adresimizi yazdı, uçakla diye ekledi ve gönderdi. Üzerinden 1 hafta geçti, 2 hafta geçti anahtardan hiç haber yok. Vermiş olduğu referans numarasıyla bizim postane tanıyamıyor, bulamıyor, onların postaneyse zaten bu gönderi takip işleriyle falan hiç ilgilenmiyor. Aldı mı beni bir endişe… 15 gün sonra bizimki Paris’e dönecek, elinde bavulu kapıda kalması yüksek olasılık meselesi, tedirginlik sınırda yaşıyorum, yaşamaya çalışıyorum.

Sonra aklıma bizim Postacı’yı aramak geldi.

Sen hiç merak etme abla ben onu bulur getiririm.

Demeye kalmadı bir kaç gün sonra aradı.

Senin paketi buldum abla.

Saol ya neredeymiş?

Şimdi ana postanede yarın buraya gelecek. Ben de getiricem.

Saolasın.

Ertesi sabah yeniden aradı.

Abla bugün benim çıkma günüm değil, ama acil kurye taşıyan elemana verdim. Dağıtıma çıkmadan önce sana uğrayacak, evde misin? Kusura bakma ben getirecektim ama burada çok iş var, bırakamıyorum.

Ne önemi var canım, dert etme sen. Zahmet olacak o elemana ama… Evdeyim, olmasam bile eve koşarım.

Yok yok olmaz, onca zamandır yapıyoruz bu mesleği bir hakkımız hukukumuz olmasın mı? Bizimki 10 dakikaya yanında. Sen merak etme.

İşte böyle. Yeri doldurulmaz adamdı. Çok özlüyorum.

Yeni postacıyı görünce gözlerim doluyor.

Reklamlar