Etiketler

2015’in bilançosunda iki önemli kayıp var hayatımda. Kabaca biri iyi biri kötü diyebilirim.

Kötü olanı annemi kaybetmiş olmam. İyi olanıysa senelerdir üstümde birike duran yirmi kiloyu.

İki kayıp üzerine de belki bir gün detaylı anlatımlara girerim ama şimdilik kendimi hazır hissetmiyorum.

Yine de ikincisi hakkında biraz ipucu vermek gerekirse yaşam tarzı değiştirdim diyelim. O kiloları alırken yaptığım ne varsa şimdi artık yapmıyorum, bunların büyük bir kısmı da yediklerimle alakalı. Mesela örneğin peynir, sucuk, yumurta, yoğurt yemiyorum. Taze meyve dışında şekerli hiç bir şeye dokunmuyorum. Çay zaten sevmezdim, çeşitli yeşil çaylar, adaçayı, nane çayı falan o tür şeylere geçtim, kahve kendiliğinden azaldı, arada bazen fazla kaçtığı oluyor ama çok değil, ara sıra hiç içmediğim günler oluyor, kuru meyve, zeytin, nar ekşisi, turşu vs gibi fermente yiyeceklerden uzak duruyorum, et, balık, tavuk, deniz mahsulü tüketmiyorum, yosunlarla bir derdim yok, piyasada bulursam yiyorum, bir de buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi glüten içeren tahılları kullanmıyorum, yerine bol bol patates, pirinç ve mısır tercih ediyorum. Kabacası böyle. Spor yapasım gelse de yerimden kıpırdadığımı söyleyemem. Yogaya başladım, devamını getiremedim. Ama hep aklımda. Bir başka türlü enerji kazandım. Daha sakinim, ara sıra acayip öfkelendiğim oluyor ama hiç bir şeye fazla takmıyorum. Bu beslenme tarzı beni kendime düşürdü desem daha doğru. Zaten az kendimleydim ya…

Bunun dışında 2015 seyahat yılı oldu. Ömrümde hiç seyahat etmediğim kadar ettim desem yeridir. Paris’e kaç kere gittim bilmiyorum. Zaten o sayılmaz artık. Ömrümde ilk defa A.B.D.’ye gittim. Çekirdek’le California eyaletinde gezdik. San Francisco’dan başladık arabayla Los Angelos’a kadar indik çıktık. Bunca sene filmlerde seyredip hayran olduğum o uzak ülkeyi görmek kayda değerdi. Uzun uçak yolculuğundan çok korkuyordum, ama geçen gün de yazdığım gibi korkuların üzerine gidildiğinde ortadan yok olduğunu gördüm. Bu da güzel bir gelişmeydi. Yazın yine Çekirdek sayesinde, çünkü o bölgelerde çalışıyor, eski Yugoslavya ülkelerini gezdik; Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan. Hiç beklemediğim bir keyifle oralara hayran oldum. A.B.D.’den sonra yerleşmek isteyebileceğim ikinci ülke olabilecek kategorideler. Ama İngiltere’yi görmeden karar vermek istemiyorum. Sonra da yılı Florida eyaletinde kapattık. Ufak tefekleri saymazsak bu üç büyük seyahat 2015 yılının öne çıkan olaylarındandı.

İç yaşama bakarsak, hani iç gelişim, kişisel gelişim, pek geliştiğimi, gelişebildiğimi sanmıyorum. Hala aynı odunlukta zıplıyorum.

Kitap okuma, film seyretme açısından da pek zayıf bir sene oldu 2015. Yine de kitaptan fazla film seyrettim. Okuduklarımı saymıyorum bile çünkü çıkacak rakamdan utanç duyacağım, kesin. En fazla yaptığım, dizi seyretmek oldu. The Good Wife, Game of Thrones, Pretty Little Liars, vs… Günlük tutmadığım için şimdi hatırlamakta zorlanıyorum.

Saçma sapan alışverişler yaptım, yoğun bir şekilde kitap aldım. Bu sene sıfır alışveriş hedefi koymak, hatta sıfır kitap hedefi koymak içimden geçse de yapamayacağımı adım gibi biliyorum, bunu başaranlara öyle imreniyorum ki anlatamam. Yarına kadar kendime süre veriyorum, belki bir orta yolunu bulurum. Gerçi bunu yapacaksam da ilan etmeden yapacağım. Aynı kilo verme işinde olduğu gibi. İlan ettiğim hiç bir şey olmuyor, bitmiyor. Roman yazdığımı da kimseye söylemeseydim keşke diye düşünüyorum. Onu da bir türlü bitiremediğime göre.

Kabaca 2015 böyle geçti. 2016’ya fazla hedef koymadım. İki koca karar bana yeter de artar ile. En önemlisi her gün yazmak. Geriye vaktim kalırsa yarım kalan işlerimi bitirip, bir türlü toparlayamadığım evimi, bilgisayarımı, external hard drive’larımı, masamı, kitaplarımı düzenleyeceğim. Arkamdan çekiştirip duruyorlar.

Reklamlar