Etiketler

, , , ,

1-DSCN4054.JPG

2105’ten sarkan bir takım işlerim var. Günlerdir onları bitirmeye uğraşırken, arada bir kaç lüzumsuz git gel  peşimi bırakmadı. Sonra da öyle bir sıkıldım ki hadi dedim, şimdi keyiflenmek için bir bölüm dizi seyret bir fincan kahve iç. Tatilde kahveyi azaltmıştım, sadece sabah içmek yetiyordu. Dönünce de devam edeyim, hatta hiç içmeyeyim dedim ama dün bir bugün iki dil dışarıda köpekler gibi soluyorum kahve diye. Sanırım bir fincan olsun içeceğim.

Kahveyi hazırladım, mis gibi koktu. A.B.D. seyahatinin en güzel tarafı her köşe başında Starbucks olması. Ve oradaki Starbucks’ların buradakilerden farkı da her daim muz bulunması. Hayatımı kurtaran onlar oldu. Neyse kahveyi yudumlayarak, yarısını da üstüme başıma dökerek gelip koltuğuma oturdum, lap top’umu lap’ime aldım, kontrol işlerime dönmeden önce yazayım dedim. Okunduğu üzere acayip saçmalıyor durumdayım. Deminden beri sürekli kucağıma çıkmaya uğraşan kediye sinir oluyorum. Ben indiriyorum aşağı o fırlıyor yukarı. Kucak boş olsa içim yanmayacak, her seferinde doğrudan klavyenin üzerine atladığından yazdıklarım birbirine giriyor, hadi al baştan ortaya çıkan hiyeroglifleri silip tekrar yazıyorum.

Kiki’nin bavulu bulundu kendisine teslim edildi, ama yollayacağım bazı şeyler vardı. Yurt içi kargoya gittim, bir poster için 140 tl istediklerini duyunca vazgeçtim geri geldim. Zaten mantı, biber, fincan cinsinden yiyecek ve kırılacak şey almıyorlarmış, sadece tekstil ve kağıt. Ya onlar vakumlu pakette, kokmazlar, kırılacak olanları da pamuklara sardım kırılmazlar dedimse de dinletemedim. Zaten iyi ki de dinletememişim, tüm bu konuşmalar bana fiyat verilmesinden önceydi. Sonrasında zaten derin bir sessizliğe bürünen ortamı YUH diyip keserek mekanı terk edip eve döndüm.

Fotoğraf Key West’in limanından. Büyük gemilerin yanaştığı liman. Bu gemi de, belki fazla belli olmuyor ama, Disney’in gemisi. Key West adasında yaşayanlar her akşam, abartısız yılın 365 akşamı, limana inip cümbür cemaat, sokak gösterileri eşliğinde güneşin batışını kutluyorlar. Biz de oradaydık tabii ki. Fotoğrafları henüz tasnif edemediğim için olayı sonraya bırakıyorum. Bu erteleme işinden bir türlü kurtulamayacağım galiba. Üzerime yapıştı kaldı. Biçim değiştirip başka türlü şekillerde ama özünde değişmeyerek sürekli karşıma çıkıyorlar.

Neyse bu kadar boş gevezelik yeter. Bugün çok boş bir gündü. Verimli bir çalışma olmadı. Kiki’ye burada bırakmak zorunda kaldıklarını postayla gönderemedim. Kontrol işini bitiremedim. Yemek yapamadım. Akşama açız. Tuzlu, yağlı mısır patlatabilirim ancak. Yanında koca bir bardak suyla. Cevap bekleyen maillere cevap yazamadım. Kısa bir paragraf yazmam gerekiyordu, onu da beceremedim. Peki ne becerdim?

Çekirdek için bizim evin yedek anahtarlarını yaptırdım. Gömlekleri ütücüye götürdüm. Bir de boş geçen günü boş boş yazdım, aman kaydı bulunsun.

Not: Fotoğrafta en çok kırmızı bacaları ve onların sağındaki baca gibi duran aydınlık yükseltiyi sevdim.

Reklamlar