Etiketler

, , , , , , , , , , , , ,

SANDMAN - KUMADAM TÜM SERİ

SANDMAN – KUMADAM TÜM SERİ

Rüyamda bit pazarı gibi bir yerde Neil Gaiman’ın efsanevi Sandman çizgi roman serisinin orijinal çizimlerinden yapılmış 7 cildini oldukça iyi bir fiyata buldum, değerini bilecek birine doğum günü hediyesi yapmak üzere satın aldım. Bilinçaltında illa bir yerlerden bir çapanoğlu çıkar ya… eve gelince kutunun içinden sadece birinci cilt Sandman çıktı, diğerleri yine orjinal çizimdi ama Mickey falan cinsi şeylerdi. Devamını anlatmıyorum zaten konu birliği de yok o gece sabaha kadar oradan oraya atlayarak sektim durdum.

Sabah kalkınca ilk işim Sandman’lerimi elime alıp bakmak oldu. Bu arada hepsini okuduğum sanılmasın, bir çırpıda ilk cildini bitirip ya bunlar çok muhteşem böyle iki sıkının bir derenin arasından heba etmeyeyim ileride keyifle tadacağım uzun ve müsait bir zamana saklayayım dediğimi hayal meyal hatırlıyorum. Bunlar çok hatalı düşünceler, yamuk kararlar. Parantez içi bilgiydi, bitti. Bir de baktım ki bir cilt eksik. 8. cilt, halbuki ben tamam sanıyordum. Bu arada bilinçaltımın benden daha bilgili olduğu, her şeyin seceresini tuttuğunu da iyice kanıtlandı. Rüyamda neden 7 cilt diye takılıp kalmıştım, sebebini şimdi yazarken fark ettim, arada boşluk olunca araya düşmüş. Peki niye eve gelince içinden sadece biri çıktı, belki de bir tek onu okuduğum içindir, şimdi de bunu düşündüm. Konu kaymasın, raftaki eksikliği fark eder etmez panik oldum. Sandman’leri bulmak kolay iş değildir, arayan bilir, zamanında çok aramıştım, hatta 6. cildin türkçe baskısını bulamadığımdan ingilizce orijinalini alarak tamamlamıştım. Aslında vardı da 150 tl falandı, kıyamadım parama. Gerçi ingilizce orijinali öyle kaliteli ki bir ara onları da tamamlamak geçmiyor değil içimden ama önce okuyacağım. 5. cildi bulabilmek için de akla karayı seçmiştim. O panikle bir an evvel Kadıköy gezisi planladım ve alınacaklar listesine ekledim. Listede bir de 6.45’in bastığı Ender serisi vardı. Dükkandan alınca yüzde 40 indirim varmış, haberi kulaklarıma çalınır çalınmaz hazırola geçmiştim.

Kalem kağıt ile fiziksel listeler yapmaktan vazgeçeli epey oldu. Gel zaman git zaman hiç bir şeyi unutmadan işi yürüttüm, şunun şurasında geçen seneden bu yana zihin listelerimde failini bir türlü yakalayamadığım silinme vakaları baş gösterdi. Bazı kalemler hiç iz bırakmamacasına yok oluyorlar. Bir yerlerden yeni bir virüs bulaştığına eminim ama ardındaki hacker’ı henüz bulamadım. Bu durumla başa çıkabilmek için kendime yeni, sağlam, tek kullanımlık bir saplantı yazılımı tasarladım. Listedeki önemli kalemleri ta ki alana kadar dakika başı içimden dışımdan tekrarlıyorum. Bilinçli bir saplantı bu. Baktım 8. cilt Dünyaların Sonu, bir kaç gün boyunca hatim ettim, tekrarladım, ezberledim.

Yağmurlu günde Kadıköy’e inince ilk işim postanenin arka sokağındaki Büyülü Dükkan’a gitmek oldu. Kasaya yakın kenarda köşede kalmış rafların arasında diziyi buldum. Dünyaların Sonu’ndan bir kaç tane var, bu arada 5. cilt de kalmamış, 6 zaten son baktığımdan bu yana hiç gelmemiş, sevindirik oldum, hemen birini aldım, tam kasaya gideceğim Dünyaların Sonu bana çok tanıdık bildik ama Kısa Yaşamlar daha az tanıdık bildik geldi, tereddütte kaldım. Emin misin Qune eksik olan bu mu, sanki bu var sende ama diğeri yani 7. cilt yok. Bu isim yakinen bildiğin bir şey, kütüphanenin raflarında sürekli gördüğünden olacak başka neden olsun, halbuki Kısa Yaşamlar ismi daha uzak geliyor değil mi vs diyerek serinin önünde 5-10 dk oyalanıp mantık yürütmeye çalıştıktan sonra, eminim ya mantık en pozitif, en doğru, en yanılmaz olandır, hisler aptaldır, geri zekalıdır, duygulara, sezgilere kapılınmaz, elimdeki cildi bıraktım, diğerini aldım. Eve geldim, kütüphanenin rafına diğer Kısa Yaşamlar’ın yanına sıkıştırdım. Böylelikle sayıca tamam oldular. Canım sıkıldı.Evin içinde dolandım durdum. Başkasına hediye ederim dedim, blogda çekiliş yaparım dedim, bir sürü şey dedim. Nasıl üşeniyorum. Değiştirme işi hep zul gelmiştir. Sahiplenme arzumun üstüne çıkar. Ama Sandman söz konusu olunca içime sinmedi. En nihayetinde gidip kitabı aradan çıkardım torbasına koydum.

Ve dolayısıyla  dün, Cumartesi gününün o kalabalığında Rumeli Hisarı  civarında gitmiş olduğum bir Kore Bit Pazarı’ndan, ki o da bir hüsranla sonuçlandı eve dönmek ya da mis gibi boğazda oturmak varken metrobüs, metro yoluyla Kadıköy’e vardım, kitabı değiştirdim.

Eve dönüşte postaneden Postcrossing için toplu pul almak istedim. Cuma günü zamanında yetişip başaramamıştım. Önümdeki bir çok gönderisi ve her bir zarfı taahütlü kağıdı doldurup yollamakta ısrarcı aynı anda korkunç derecede hiç susmamacasına şikayetçi gevezelik yapan tek kişiyi epeyce bekledikten sonra baktım bankonun arkasındaki kadın memur oldukça iyi gününde, sevecen ve bilgili gözüküyor. Umarım sinirlendirmem diye içimden dualar ederek yurtdışı kartpostallarının kaç lira olduğunu sordum, ardından çeşitli postanelerde yine çeşitli ve şaibeli cevaplar aldığımı da belirttim.

Kız bana yurtdışına kartpostal gönderiminin 2 yoldan olduğunu söyledi; biri özel hizmet uçakla diğeri normal hizmet gemi ve trenle. Normal hizmet bildiğim üzere 2,80 tl imiş. Özel uçak hizmeti istenirse ülkenin bulunduğu bölgeye bağlı ekstra ücret ödemek gerekliymiş. Ülkeler de kabaca 3 bölgeye ayrılırmış,

1. Bölge Avrupa 20 kuruş ek ücretle 3 tl.

2. Bölge Amerika, Uzak Doğu, Japonya vs… 50 kuruş ek ücretle 3,30 tl.

3. Bölge Avusturalya ve Yeni Zelanda 80 kuruş ek ücretle 3,60 tl.

Demek diye düşündüm attığım kartpostallar gemi ve trenlerde sürünüp yollarda heba olup gidecekleri yerlere bir türlü varamıyorlar, kimi 55-60 günde en kısa mesafelisi 20-30 günde olmak üzere yolculuklarını sonlandırabiliyor. Eve gelince bana yollananlara baktım hepsinde ya elle ya özel pulla ya da ıstampayla yapılmış uçak ile, da özel ulak vs yazıları var. Par Avion, AirMail ya da Priority. Sonra düşününce hatırladım eskiden bizde de mavi uçakla pulları vardı onları yalayarak yapıştırır ya da dikkati çeksin diye iki paralel çizgi arasına elle yazardık. Nedense modern zamanların kartpostal gönderilerinde artık gemi ve tren taşımacılığının yapılmayacağına kanaat getirip, kendimi inandırmışım. Aslında beyinde kaldırmak istediğim bir de şu çıkarım yapma yazılımı var ki başıma oldukça belalar açıyor, bu mektup pul işi en hafif olanı. Ona da ilk fırsatta kesin etkili bir program geliştireceğim, şimdilik oradan buradan arakladğım bir takım yamalarla çalışıyor.

Kıssadan hisse dün iyi bir gündü.

Not: Sevdiğim işlerin bir çoğunu neredeyse ebediyyen kenara koyma sürecine beni sürükleyen beynime yüklü bu hazzı öteleme yazılımı da, hangi hain yükledi onu bulamam tabii de, ilk fırsatta el atılacaklar listemin ikinci sırasında yer alıyor. Çok yakında işini bitireceğim.

Reklamlar