Etiketler

, , , , , , , , ,

layer mısır foto ceken ben

Zihnimi toparlamaya çalışırken mesajlar, derken apartman görevlisi, derken karnımın acıkması, derken başka şeyler vs… ne yazacağımı, nasıl başlayacağımı unuttum. Dirseklerimi masaya dayadım, kafamı avuçlarımın içine aldım, bakışlar klavyedeki harflere dönük durdum. Bir araya gelseler, ilk cümlem neydi, anlatacağımın geri kalanı neredeydi bir arayıp bulup parmaklarımın ucuna yollasalar bekledim. Baktım olmayacak, Qune, böyle yazdığıma bakılmasın küne okuyorum, konunu belirlemişsin daha ne bekliyorsun hiç mi çala kalem başlamadın.

Alışkanlık konusunu epey irdeledim sonuçta iyi bir şey olduğuna karar verdim. Sorun benim bünyenin iyi ya da kötü alışkanlık tutmamasıydı. Üzerimdeki bu kaygan zemin bugüne kadar bir çok yönden oldukça işime yaramıştı, kuralı bozan tek bir şey var; okuyabileceğimin çok üstünde kitap satın alıp eve stoklamak. Kitaplardan sonra ikinci sırada gelen filmler, diziler bile zaman geliyor geçici olarak tozlu rafa kalkabiliyor, festivaller yağmurluktan akan damlalar şeklinde bedenimi ıslatmadan kayıp gidiyordu. Her keyif vericiyi/alışkanlığı bırakabilirim/bildim.  Keyif vermeyenleriyse zaten hiç rutine sokmuyorum, ev temizleme, yemek pişirme, alışveriş yapma, eski günlerde ders çalışma, örnek orta-lise zamanları birinci yazılı 10, ikinci yazılı 10, üçüncü yazılı 2 geldiği çok olmuştur, vs gibi.

Durum bu olunca alınacak yol biraz meşakkatli olsa da bir baş koydum. Öncelikle benim için hangi alışkanlıkların iyi hangilerinin kötü olduğunu listeledim. Bunu yaparken şunu fark ettim iyi de olsa kötü de olsa bütün alışkanlıklar keyif verici herhangi bir madde gibi özellikler gösteriyor, başlarda iyi olan şey aşırıya kaçınca tüh kaka olabiliyordu. Misal, ben buralarda yok iken, evde bütün kitapları indirdim, hepsini  yerli, yabancı, kurgu, kurgu dışı vs gibi ayırmaksızın yazar ismine göre alfabeye sırasına dizip sayarak düzenledim, yazarı pek tekil ve bilmediğim/bilemeyeceğim bir isimse ve yine misal Mısır ile ilgiliyse M’ye, çok yazarlı bir psikanaliz dergisiyse P’ye, Belgrad’ın tarihi üzerineyse B’ye, çeşitli yazarların Marilyn Monroe biyografileriyse M’ye, Shakespeare’larıysa S’ye, Woolf’larıysa W’ye yerleştirdim, bir çok çift alınmışları, bir daha okumayacaklarımı, yanlışlıkla alıp aslında ben bunu elime bile alacak okuyucu değilim diye düşündüklerimi, kimse duymasın sandığımdan fazla çıktılar, yaş ilerledikçe okuma/seyretme daha seçici oluyor sanki, sahiplendirdim. İyi kötü bir düzen gelince, geriye kalanlar sayıca 3500’e doğru gitmekteydi, evin tüm boş duvarlarını bana farkettirmeden istila etmişlerdi.  Haliyle ev biraz üstüme üstüme gelmeye başladı. İşte o zaman bazı iyi alışkanlıkların akıbeti konusunda hafiften bir şüphe baş gösterdi. Arka odayı çeşitli kitaplıklarla koridor bölmelerle labirent şekline getirebilir, oradaki çalışma masamı Kiki’nin ya da Çekirdek’in artık kırk yılda bir gelip kaldığı odasına koyabilir, tabii orada ufak ve elim bir tembellik sonucu daimi açık duran 2 metrelik çamaşır kurutma ızgarasını salonun ortasına taşıyabilirdim. İtirazlar geldi. Gidiş geliş trafiği biraz zorlanacağından evin içindeki diğer işlerin, en basiti temizlik, kanepeye yemek taşıma, aksaması, göz kirliliği, vs… söz konusuydu. Velhasıl, Amerikanın güney batı sahillerinde dört başı mamur, müstakil bir villam yoktu.

Alışkanlıkları iyi kötü diye sıraladım;

  1. Yazmak, düzenli yazmak, bu iyiydi.
  2. Kitap almak, fikren iyiydi, şu sıralar kötüydü. Ek not: Yıl sonunda 1 kutu kitaba abone oldum, her ay en az 3 tanesi, 8 yıldır devam eden okuma grubunun 1 tanesi, diyalogların seçiminden gelen 1 tanesi, eh bir kitapçının, bahsi geçen Gergedan’dır, önünden geçerken canım çeker, bir yerim şişer aman olmasın diye 1-2 tanesi, Göztepe parkının oralaraki yapı kredi atm’ye para çekmeye giderken, ki muhakkak yolum düşer  YKY’nin yenilerinden 1-2 tanesi, Beyoğlu’ndaki Metis,’ten olmazsa olmazlar, gelecek 1-2 tanesi zaten garanti. Derdim; bari bunlara ek idefix siparişi yapmayayım.
  3. Düzenli yürümek kötüydü, sıkıcıydı bir miktar yapılması elzemdi.
  4. Ev işleri hepten kötüydü, sıkıcıydı minimumda tutulması elzemdi, çözüm bulunmalıydı. Hala aranıyor.
  5. Evde yemek pişmesi kötüydü, sıkıcıydı dışarıdan hazır yiyecek, restoran, vs… seçenekleri hasta ettiğinden elzemdi, acilen çözüm bulunmalıydı. Hala aranıyor.
  6. Ev sadeleştirilmeliydi, kötüydü, sıkıcıydı yapılması gerekliydi, pek çok vakit kazandırma potansiyeline sahipti, bu düşünülmeliydi.

Bu liste daha uzayıp gider… fakat YouTube bilgilerime göre, bu arada mekanda binlerce habit tracker/alışkanlık takip çizelgesi/metodu var, geçtiğimiz haftalarda hepsini seyrederek, kuruluktan göz kapaklarımı kapatamaz hale geldim, olay şu; tek bir maddeyle başlamak, 15 gün devam etmek sonra bir ikincisini sızdırmak ve bu şekil istenilen kıvama gelinceye kadar ilerlemek, böylelikle bünye fark etmezdi. Bu teraneyi her ne kadar yutmasam da, yemeğe çay kaşığının 15’te biri fazla tuz kaçsa fark eden, kahve fincanının içine daha önce şeker karıştırılmış kaşık bir daldırılıp çıkarılsa midesi bulanan bünye nasıl olacak da bunu anlamayacak algılayabilmiş değilim, her neyse, denemeye karar verdim.

Öncelikle kendimce en fazla iyilik getirenden başladım. Sonra aslen kötü olup da dolaylı yollardan iyilik getireceği bir şekil ezelden belletilmiş olanlara geçeceğim.

Burada bir zamanlar kaybedilmiş bir alışkanlık oturtmaya çalışıyorum.